YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12482
KARAR NO : 2010/9303
KARAR TARİHİ : 04.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, SSK.’lı süreleri hariç 01.03.1986-30.10.2008 tarihleri arası tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 01.03.1986-30.10.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi kısa süreli sigortalılığı dışında tarım … sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının çakışan sigortalılık süreleri dışında uyuşmazlık konusu olan 28.02.1987-30.06.1992 ve 31.08.1996-30.04.1997 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık süreleri dışında tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 01.03.1986 tarihinde resen, 01.07.1992 tarihinde de ödemelerine göre tarım … sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, ihtilaf konusu dönemlerde, 01.03.1987-15.03.1987 tarihleri arasında 15 gün, 15.03.1988-30.04.1988 tarihleri arasında 44 gün, 15.11.1988-28.02.1989 tarihleri arasında 49 gün, 01.05.1991-30.05.1992 tarihleri arasında 3 gün, 15.04.1992-31.05.1992 tarihleri arasında 8 gün, 01.09.1996-01.12.1996 tarihleri arasında da 91 gün süre ile 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak çalıştığı, davalı Kurumca, bu çalışmalarının tespiti üzerine 01.03.1986-28.02.1987, 01.07.1992-31.08.1996 ve 01.05.1997- devam şeklinde sigortalı sayıldığı, uyuşmazlık konusu olan dönemlerin ise 28.02.1987-30.06.1992 ve 31.08.1996-30.04.1997 tarihleri arasında kalan süreler olduğu görülmektedir.
Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarım faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde başka bir sosyal güvenlik yasası kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 10 ve 36. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde başka bir sosyal güvenlik yasası kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olduğunun kabulünün gerekeceği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı çalışmaları kesintili ve kısa süreli olup mahkemece 01.03.1991 tarihinden başlayan Ziraat oda kaydına göre Kurum’ca 01.07.1992 tarihinden yapılan 2. tescilinden sonraki kısa süreli çalışması dışında kalan 31.08.1996-30.04.1997 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının geçerli kabul edilmesi yerinde ise de davacının 01.03.1991 tarihinden öncesinde 2926 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde sayılan kuruluşlarda kaydının bulunmadığı ve üzerine kayıtlı taşınmazının da olmadığı açık iken, babası adına kayıtlı taşınmazları ne şekilde kullandığı, babasının sağ olup olmadığı ölmüş ise ölüm tarihi belgelenmeden bu taşınmazlarda kimin-nasıl çiftçilik faaliyetinde bulunduğu tespit edilmeden salt tanık beyanına dayalı olarak 28.02.1987-30.06.1992 tarihleri arasında kalan sürenin de kabulüne karar verilmiş olması eksik incelemeye ve araştırmaya dayalı olup yerinde görülmemiştir.
Yapılacak iş; Davacının, 28.02.1987-30.06.1992 tarihleri arasında çiftçilik faaliyetini yapıp yapmadığı, yapmış ise buna ilişkin kayıt ve belgelerin olup olmadığını ilgili Ziraat Odası ve İlçe Tarım Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılmalı ve davacının babası adına kayıtlı taşınmazlarda çiftçilik yaptığına yönelik iddiaları dahi babasının ölmüş ise ölüm tarihini de gösterir nüfus kaydı ile doğrulayıp bu taşınmazlarda ne şekilde ve kimin çiftçilik yaptığını dahi yöntemince araştırıp, çiftçilik faaliyetinin, kısa süreli SSK.’lı çalışmalar dışında da doğrulandığının tespiti halinde bu sürenin de kabulüne, aksi halde ise reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.