Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12745 E. 2009/16819 K. 22.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12745
KARAR NO : 2009/16819
KARAR TARİHİ : 22.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, tahakkuk ettirilen prim borcunun bulunmadığının tespitiyle aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, davacının 2926 sayılı Yasa’ya göre satın almış olduğu tarım ürünlerinden %1 oranında … prim kesintisi yapmadığından bahisle, davalı Kurumca tahakkuk ettirilen toplam 23.100,45 TL. prim borcunun bulunmadığının tespitiyle aksi kurum işleminin iptAli istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının kuruma 23.100,45 TL prim borcu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; kurumca davacı şirket hakkında 24.4.2008 tarih ve 75583 sayılı işlem ile, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin kuruma verilen müstahsil makbuzlarının ve muhtasar beyannamelerinin komisyonca incelenmesi neticesinde % 1 prim tevkifatı yapılıp 20 iş günü içinde kuruma aktarılmadığından, 23.100,45 TL. borç tahakkuk ettirildiği ve 29.4.2008 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 2926 sayılı Yasa’nın 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa’nın 56’ncı maddesi ile ilga edilen 36. maddesi ve 1479 sayılı Yasa’nın değişik 53’üncü maddesinin birinci fıkrasıdır. Anılan madde sigortalıların aylık prim borcunu ilgili ayın sonuna kadar ödemek zorunda oldukları, kurumun 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Yasa’ya göre tahakkuk eden prim alacaklarının aylık olarak veya kurumca tespit edilecek dönemlerde ödeneceği, ayrıca Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebileceği belirtilmektedir.
01.04.1994 tarihinde uygulamaya başlanılan 03.04.1993 gün ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile tarım ürünü satın alan özel ve kamu işletmelerinin satın aldıkları ürün bedellerinden, bunların … prim borçlarına mahsuben %3 oranında tevkifat yaparak düzenledikleri belgelerde göstermek ve tevkif ettikleri tutarları ertesi ayın 20’nci günü akşamına kadar … hesaplarına intikal ettirmek zorunda oldukları belirtilmiş, daha sonra 28.01.1994 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 08.01.1994 gün ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile tevkifat oranı %1’e indirilmiştir. Bu Kanun ve Kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Yasası (4) Seri Numaralı Uygulama Tebliği düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 01.04.1994 gününden itibaren tarım sigortalılarının ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ve yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (İ) bendinde de; Tebliğin (B) bölümünde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, çitçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden, bunların prim borçlarına mahsuben Tebliğdeki esaslar çerçevesinde tevkifat yapmamaları veya yaptıkları tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına aktarmamaları durumunda, söz konusu gerçek ve tüzel kişilerin Kuruma karşı sorumlu oldukları, tevkifatın yapılmaması veya yapılan tevkifatın süresi içinde ve tam olarak Kurum hesaplarına aktarılmaması durumunda, aktarılmayan tevkifat tutarlarının sorumlularından yasal faizi ile birlikte tahsil edileceği belirtilmiştir.
Tevkifat yapmak yükümlülüğü, 2926 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı niteliğine sahip çiftçilerden satın alınan ürün bedellerine ilişkindir. 2926 sayılı Yasa’nın 4’üncü maddesi kapsamında; tarımsal faaliyette bulunmasına karşın 2926 sayılı Yasa’ya göre sigortalı sayılamayacak olan çiftçilerden ürün satın alan gerçek veya tüzel kişilerin tevkifat yapma yükümünden söz edilemeyecektir.
Somut olayda uyuşmazlık; ürün satın alan gerçek veya tüzel kişilerin, tevkifat yapmak yükümünde bulunmadıkları çiftçilerden ürün satın almaları durumunda, bu olguyu Kuruma karşı ispat külfetlerinin olup olmadığı; kanıtlama yükümlerinin varlığı halinde bunun şekli ve tevkifat yapma yükümü yerine getirilmediği takdirde sorumluluğun kime ait olacağı, başka bir anlatımla gerçekte 2926 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olmasına karşın, sigortalının bu Kanun kapsamında bulunmadığına ilişkin bildirimine dayanılarak tevkifat yapılmaması durumunda tevkifat tutarından bu kişilerin sorumlu tutulup tutulamayacakları konularına ilişkindir.
Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek veya tüzel kişilerin tevkifat yApma yükümlülüğünün çiftçilerden satın alınan ürün bedellerine ilişkin olması ve çiftçilerin işbu zirai kazançtan gelir vergisi yükümlüsü bulunmaları, ürün satın alınan kişilerin kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunduklarının, başka bir anlatımla 2926 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduklarının yasal karinesidir. Bunun doğal sonucu olarak; kendilerinden ürün satın alınan kişilerce işbu karinenin aksini gösterir yani tarımsal faaliyette bulunmakla birlikte 2926 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık niteliği taşımadıklarına ilişkin belgeler sunulmadıkça, Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek veya tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün doğal sonucu da; 2926 sayılı Yasanın 36’ncı maddesi delaletiyle çıkarılan ve yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, prim borcuna mahsuben ürün bedellerinden yapılan tevkifatların davalı Kuruma ödenmesinde; kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulundukları halde yukarıda belirtilen hukuki statüleri itibarıyla 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmayan kişilerden satın alınan ürün bedellerinden tevkifat yapılmadığına ilişkin olgunun Kuruma karşı kanıtlama yükümlülüğünün de anılan gerçek veya tüzel kişilere ait olmasıdır.
Bu yönde kendilerinden ürün satın alınan çiftçilerin; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya emeklilik keseneği ödemekte oldukları ya da bu kuruluşlardan malûllük veya yaşlılık aylığı ile sürekli tam iş göremezlik geliri almakta oldukları ya da aylık veya gelir bağlanması için istemde bulunduklarına ilişkin ilgili kurumlardan alınmış belgeler ile üretici makbuzlarının veya belirtilen konulardaki tüm bilgiler ile çiftçilerin imzalarını içerecek biçimde gereğince düzenlenmiş tutanakların …’a sunulması durumunda artık kendilerinden ürün satın alınan kişiler (çiftçiler) 2926 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olsalar dahi, anılan gerçek veya tüzel kişilerin prim borcuna mahsuben ürün bedellerinden tevkifat yapmamalarından dolayı Kuruma karşı herhangi bir sorumlulukları bulunmayacaktır. Aksi takdirde ise; Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, kanun koyucu tarafından kendilerine yüklenen “tevkifat yükümlülüğünü” yerine getirmemenin yaptırımı olarak, 2926 sayılı Yasaya göre sigortalı niteliğini taşıdıkları halde tevkifat yapmadıkları sigortalılardan satın aldıkları ürün bedellerinden yapmaları gereken tevkifat tutarından, ileride sigortalılara rücu hakları saklı olmak üzere Kuruma karşı kendileri sorumlu tutulacaklardır.
Mahkemece yapılacak iş; davalı Kurumca davacıdan tahsili istenen prim borcuna neden olan ve kendilerinden ürün satın alınan çiftçilerin belirlenerek bunların 2926 sayılı Yasa’nın 4. maddesi kapsamında sigortalı sayılmayacak ve bu nedenle tevkifat yapılamayacak çiftçilerden olup olmadıklarının araştırılıp, Kurum’dan tahsil edilmesi gereken prim miktarının sorulup, taraflarca sunulacak deliller ve ilgili yerlerden temin edilecek tüm bilgi ve belgelerle birlikte bilirkişi incelemesi yaptırılarak çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.