Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12877 E. 2010/9939 K. 14.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12877
KARAR NO : 2010/9939
KARAR TARİHİ : 14.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 2005/552, 553, 554, 11693, 11694, 11695, 11799 takip nolu ödeme emirlerinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının Merzifon Öğretmenevi Müdürlüğü yaptığı esnada çalıştırmış olduğu sigortasız işçilerin nedeni ile hiçbir şahsi sorumluluğu olmadığı halde hakkında davalı Kurum tarafından işleme konmuş bulunan 2005/552, 553, 554, 11693, 11694, 11695, 11799 takip numaralı SSK Amasya İl Müdürlüğüne ait ödeme emirlerinin iptali ile davalı Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, SGK Müfettişi’nin 10.12.2005 tarihli raporunda, isimleri belirtilen kişilerin işe giriş ve prim belgelerinin verilmediği,buna ilişkin belgelerin istenmesi,verilmemesi durumunda resen düzenlenmesi,İPC uygulanması ve işveren vekili olan kişilerin tesbit edilerek Kurum alacaklarının tahsili gerektiğini belirtmesi üzerine Kurumun 05.05.2005 tarih ve 14017 nolu yazısı ile, işe girişi bildirgesi,aylık sigorta primleri bildirgeleri ve bordrolarını vermediği gerekçesiyle raporda isimleri belirtilen sigortalılarla ilgili belgelerin verilmesinin istendiği ve 11799 takip numaralı ödeme emrinin davacıya 26.04.2006 tarihinde,diğer ödeme emirlerinin ise 27.04.2006 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 04.05.2006 tarihinde açıldığı 11799 takip numaralı ödeme emri dışındaki ödeme emirleri için süresinde davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 80/13. maddesinde işverenin haklı bir neden olmaksızın yasal süresi içinde ödemediği prim borcu nedeniyle özel nitelikteki tüzel kişilerin üst düzey yönetici ve yetkilileri işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir. Kurumun prim alacağı için 6183 sayılı Yasanın 55. maddesi uyarınca düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrine karşı borçlu anılan Yasanın 58. maddesi uyarınca 7 gün içinde İş Mahkemesine de itiraz davası açabilir. İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Ancak 506 sayılı Yasa’nın 80/13. maddesi uyarınca üst düzey yönetici veya yetkililerin müteselsil sorumluluğu işverenin prim borcu ile sınırlı olup idari para cezası sorumluluk kapsamı dışındadır.
Somut olayda, 11799 takip numaralı ödeme emri yönünden süresinde dava açılmadığından bu ödeme emrine yönelik davanın mahkemece reddine karar verilmesi doğru ise de, davacı hakkında çıkartılan 2005/554,11693, 11694 ve 11695 takip numaralı ödeme emirleri İPC ve gecikme zammı ile ilgili olduğu halde İdari Para cezası ile ilgili olan ödeme emirleri yönünden ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, mahkemece takip dosyalarına ait borçların 5510 sayılı Yasa gereği yapılandırıldığı ve 24 ay takside bağlandığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de Kurumdan dava konusu 2005/554, 11693, 11694 ve 11695 takip nolu ödeme emirlerine borcun bitip bitmediği sorulmadan ve borç bitmiş ise davanın konusuz kalacağı, bu durumda da borçtan sorumlu olmayan ve davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davacının yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.