Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1298 E. 2009/16958 K. 24.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1298
KARAR NO : 2009/16958
KARAR TARİHİ : 24.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline,yeniden aylık bağlanmasına, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 1.12.1997 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı Kurumun Tokat Sigorta İl Müdürlüğünde görev yapan idarecilerin baskı ve ikna edici yollarla personelin bilgisayar şifrelerini öğrendikleri, Müdürlükte çalışanların birbirlerinin şifrelerini öğrenip kullanabilecekleri bir ortam yaratıldığı, hatta müdürlükte çalışan temizlik firması elemanlarının dahi personelin şifrelerini bildiği ve bu şifrelerle ekran başında işlem yaptıkları, aralarında davacı sigortalının da bulunduğu bir çok sigortalı yönünden hesaplara girilerek başka sigortalıların yaptıkları prim ödemelerinin bu sigortalı yapmış gibi prim ödeme hesaplarına geçirildiği, sonradan yapılan ödemelerin önceki tarihlerde yapılmış gibi prim ödeme hesaplarına girilerek birçok sigortalıya sanal hizmet süresi kazandırılarak yaşlılık ve ölüm aylıkları bağlandığı, sağlık karnesi verildiği, davacının prim ödeme hesabına 14.3.1997 tarihinde 19 adet ödeme girilerek 5.2.1982-23.5.1984 dönemine hizmet kazandırıldığı girecek yapılan bu 19 adet ödemenin aynı arşiv numarası aynı tarihi ve aynı tutarla tamamının sigortalı Yusuf Kapusuz’a ait olan hesapta bulunduğu dolayısıyla girilen bu 19 adet ödemenin tamamının Yusuf Kapusuza’ a ait ödemeler olduğu ,davacının bu ödemelerin yüklenmesinden sonra 17.3.1997 tarihinde, ödediği primlerin isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi talebinde bulunduğu 28.11.1997 tarihinde de yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu ve kendisine 9000 gün sigortalılık süresi bulunması nedeniyle 1.12.1997 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, usulsüzlüklerin müfettiş tarafından ortaya çıkarılması üzerine,de davacının 5.2.1982-23.5.1985 tarihleri arasındaki sanal hizmet süresi iptal edilerek aylık bağlama tarihinde 8143 … sigortalılığı ,600 gün askerlik borçlanması ile birlikte 8743 günü bulunup 9000 gün sigortalılık süresi bulunmadığından davacıya bağlanan yaşlılık aylığı iptal edilip davacıya fuzulen ödenen yaşlılık aylığı nedeniyle borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya uzunca bir süre sigortalı olduğu inancı verildikten sonra sigortalılık süresinin iptal edilmesi iyiniyetten uzak olacaksa da kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz olarak hileli şekilde oluşturulan sigortalılık süresi sigortalının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir işlem sonucu oluşturulmamalıdır.
Somut olayda davacı sigortalının prim ödeme hesabına hileli girişler 14.3.1997 tarihinde yüklenmiş,davacı sigortalı Kurum kayıtlarına 17.3.1997 tarihinde giren dilekçe ile yapılan ödemelerinin isteğe bağlı sigortalı hizmetten sayılmasını talep etmiş, 28.11.1997 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunmuştur. Tüm bu belgeler oluşturulan hileli sigortalılık süresinin davacının da katılımında bulunduğu hileli bir işlem sonucu oluşturulduğunu göstermektedir. Artık olayda Medenin Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralının uygulanması olanağı bulunmamaktadır.
Davacıya yaşlılık aylığının bağlandığı 1.12.1997 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35. maddesinde 25 tam yıl (9000 gün) sigorta primi ödeyen erkek sigortalının tam yaşlılık aylığına, 55 yaşını doldurup en az 15 tam yıl (5400 gün) sigorta primi ödemiş erkek sigortalının kısmi yaşlılık aylığına hak kazanacağı bildirilmiştir.Davacının bu tarihte 9000 gün primi ödemiş sigortalılık süresi bulunmadığından yaşlılık aylığına hak kazanamamaktadır.Kısmi yaşlılık aylığı yönünden de davacı 1.1.1950 doğumlu olup prim ödeme gün sayısı 8713 gün olmasına rağmen 55 yaşını doldurmadığından talep tarihi itibariyle kısmi yaşlılık aylığına da hak kazanamaz.
Bu halde davacının iade ile yükümlü olacağı açık olup iade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayı Sosyal Sigortalar ve Genel sağlık Sigortası Kanunu’nun 96.maddesinde hükme bağlanmıştır.Bu maddeye göre “Kurumca iş verenlere ,sigortalılara ,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine ,genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere ,fazla veya yersiz yapıldığı tesbit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemeler a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa hatalı işlemin tesbit tarihinden geriye doğru en fazla 10 yıllık süre içinde bu yapılan ödemeler bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden…itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte … genel hükümlere göre geri alınır..”düzenlemesine göre ,davacının kasıtlı ve hileli hareketi ile tam yaşlılık aylığı bağlanmasına neden olduğu sonucunun oluşması halinde ,açıklanan bu madde kapsamında iade ile yükümlü olduğu açıktır.
Yapılacak iş davacının,55 yaşını doldurduğu 1.1.2005 tarihinde kısmi yaşlılık aylığına hak kazanacağı gözetilerek tam yaşlılık aylığının bağlandığı 1.12.1997 tarihinden 1.1.2005 tarihleri arasında yersiz ödenen yaşlılık aylığı ile 1.1.2005 tarihinden aylığın kesildiği tarihe kadar ödenen tam yaşlılık aylığı ile kısmi yaşlılık aylığı arasındaki farkın yersiz ödemeler olduğu gözetilerek bu ödemeler Kurum alacağı olarak saptanmalı ve davacının kesilen aylıklarının 1.1.2005 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı olarak yeniden bağlanması gerektiğine karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.