Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13077 E. 2010/9584 K. 07.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13077
KARAR NO : 2010/9584
KARAR TARİHİ : 07.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01.07.1982-01.01.1983 ile 31.12.1983-15.01.1992 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa sigortalısı olduğunun tespitine, 01.08.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.07.1982-01.01.1983,31.12.1983-15.01.1992 tarihleri arasında 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olduğunun ve 01.08.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlenmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 07.12.1984 tarihli giriş bildirgesine göre vergi kaydına dayalı olarak 20.04.1982 tarihi itibarıyla 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olarak resen kayıt ve tescil edildiği, 01.08.2007 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, Kurumca vergi kaydının 01.07.1982 tarihinde sona erdiği, 01.01.1983 tarihinde yeniden başladığı ve 31.12.1983 tarihinde sona erdiği tesbit edilerek, davacının sigortalılık sürelerini vergi kaydına göre 20.04.1982-01.07.1982, 01.01.1983-31.12.1983 ve 15.01.1992-devamı, şeklinde düzelttiği, davacının tahsis talebini 25 yıl prim ödeme şartı oluşmadığından reddettiği, terk işlemlerinin 01.08.2007 tahsis talep tarihinden sonra yapıldığı, davacının 1992 yılındaki aftan yararlandığı ve 31.01.1989 tarihinde 38.603 TL, 15.04.1992 tarihinde 650.914 TL ve 14.05.1992 tarihinde 650.914 TL prim ödediği, 1996 yılından sonra 2007 yılına kadar her yıl düzenli olarak prim ödemesi olduğu,01.01.1980-01.07.1982 , 01.01.1983-31.12.1983 , 14.12.1992-18.01.1995 tarihleri arasında kendi adına fırıncılık faaliyeti nedeniyle vergi kaydının bulunduğu, ayrıca 12.11.1993 tarihinde başlayıp devam eden,30.12.1994 tarihinde başlayıp devam eden ve 02.09.1993 tarihinde başlayıp devam eden şirket ortaklığından kaynaklanan vergi kaydının olduğu,18.11.1993 tarihinde kurulan Öz Gülhan Un Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine 12.11.1993 tarihinden beri, 21.06.2001 tarihinde tescil edilen Polatlı Oğsa Un Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine 15.06.2001 tarihinden beri…Ekmek ve Mamülleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine 02.09.1993 tarihinden beri ,…Ekmek Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine 30.12.1994 tarihinden beri ,…Unlu Mamülleri Gıda Sanayi Limited Şirketine 10.01.1996 tarihinden ortak olduğu,ortaklıklarının devam ettiği, Polatlı Ticaret Odasına 12.11.1993 tarihinden beri ve 15.06.2001 tarihinden beri şirket ortaklığı nedeniyle kaydının olduğu ve kaydının devam ettiği, … Fırıncılar Odasına 15.12.1992-27.07.2007 tarihleri arasında kaydının olduğu,15.12.1992-27.07.2007 tarihleri arasında … Esnaf ve Sicil Memurluğunda kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı Kurum 1992 yılından öncesi tarihlere ait primlerini 31.01.1989 tarihinde 38.603 TL olarak ve 1992 yılında çıkarılan af kapsamında 15.04.1992 tarihinde 650.914 TL ve 14.05.1992 tarihinde 650.914 TL olarak tahsil ederek uzun süre kullanmıştır. Davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyiniyetten uzaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1.10.1997 gün 1997/10-578 E. ve 1997/758 K. sayılı Kararında da belirtildiği üzere davacının Sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve M.K’nun 2. maddesi gereği olarak 1989 ve 1992 yıllarında ödediği primlerin karşılığı olan sürelerde zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması yanlış olmuştur.
Yapılacak iş, davacının 1992 yılında af kapsamında, 15.04.1992 tarihinde 650.914 TL ve 14.05.1992 tarihinde 650.914 TL olarak yaptığı prim ödemelerinin ve 31.01.1989 tarihli prim ödemesinin sigortalılık başlangıcından itibaren başlayarak, ödenmesi gereken günün rayiç primleri dikkate alınarak ne kadarlık sigortalılık süresine ilişkin prim borcunu karşıladığını tesbit etmek,tesbit edilecek bu sürelerde davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olduğunu kabul etmek, yaşlılık aylığı şartlarını oluşacak duruma göre değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.10.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.