Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13333 E. 2010/11580 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13333
KARAR NO : 2010/11580
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu beden iş güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile ,1.579,56 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 22/07/2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat yönünden fazla hakkının saklı tutulmasına, karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 22.20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 40, davalı işverenin % 60 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
21.12.2004 tarihli dava dilekçesinde davacı kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin tam kusuruna dayanarak zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuş, yargılama sırasında olayda davacının da %40 oranında kusurunun bulunduğu anlaşılmış olmakla ve 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre talep edilen manevi tazminat miktarı üzerinden bir miktar indirim yapılmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi gerekirken istemin aynen hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“Davanın kısmen kabulü ile,
1- 1.579,56 TL maddi tazminatın ve 8.000,00 TL manevi tazminatın 22/07/2002 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat yönünden fazla hakkın saklı tutulmasına, manevi tazminat yönünden fazla istemin reddine,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 960,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, red olunan miktar üzerinden aynı Tarife uyarınca hesaplanan 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 575.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 662,70 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre takdiren 603,80 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
5-Alınması gereken 517.30 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 162,50 TL’nin düşümü ile kalan 354,80 TL nispî harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 162,50 TL nispî harç ile 10.10 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 172,60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 25.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.