YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13493
KARAR NO : 2010/11842
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacıların murisinin iş kazası sonucu öldüğü olayda davacıların murisinin % 20, davalı işverenlerin % 80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına 30.000,00 TL’sına hükmedilmesi gerekirken 20.000,00 TL’sına, çocuklar yararına ayrı ayrı 15.000’er TL’sına hükmedilmesi gerekirken 10.000,00 TL’sına ve kardeş yararına da 2.500,00 TL hükmedilmesi gerekirken 3.000,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı tarafların temyiz nedenleri gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Davacılar ….k ve ….’nin evlenmeleri nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine,
2-Davacılar …….ve ….un maddi tazminat taleplerinin reddine,
3-Davacılar …. ile ….’un davalarının açılmamış sayılmasına,
4-Davacı eş …. için 23.296,00 TL. maddi tazminatın 21.5.2005 ölüm tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacı eş ….. için 30.000,00 TL, davacı çocuklar …, … için ayrı ayrı 15.000,00’er TL. ve davacı kardeş …. için 2.500,00 TL manevi tazminatın 21.5.2005 ölüm tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazla istemlerin reddine
6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hesaplanan 11.247,76 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 4.450,00 TL avukatlık ücretinin de davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
7- Maddi tazminat istemi zararın S.G.K.’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile karşılanması nedeniyle reddedildiğinden bu durumun dava açmazdan önce davacılar tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davalılar yararına avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Kabul ve ret oranına göre davacılar tarafından yapılan toplam 659,76-TL. yargılama giderinden taktiren 495,00-TL.sının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına
9-Alınması gereken 7.062,98-TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 2.313,90-TL. harcın düşümüyle bakiye 4.749,08-TL. karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına, davacılar tarafından peşin yatırılan 2.313,90-TL. nisbi harç ile 11,20-TL. başvuru harcı olmak üzere toplam 2.325,10-TL. harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 30.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi