YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13958
KARAR NO : 2009/12613
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 15.07.1990-24.07.1998 tarihleri arası … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, mahkemenin yetkisizliğine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava nitelikçe davacının 15.7.1990-24.7.1998 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 6.8.1990-31.12.1997 tarihleri arasında Manisa Ayakkabıcılar Odasına kayıtlı olduğu, 6.8.1990-28.4.2009 tarihleri arasında Manisa sicil Memurluğuna kayıtlı olduğu, Bornova’daki işyeri nedeniyle 10.7.1998-24.7.1998 tarihleri arasında ve 20.1.12008 den beri devam eden vergi kaydının bulunduğu, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 21.7.2009 tarihli yazısında davacının 31.3.2009 da kuruma intikal eden giriş bildirgesine göre 1.10.2008 tarihinden beri büfecilik nedeniyle Bağ kur sigortalısı sayıldığı bu tarihten önce sigortalı sayılmasının mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır .
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde “İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikâmetgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşmeler muteber sayılmaz” hükmü öngörülmüştür.Görülüyor ki madde de önce davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılacağına ilişkin HUMK.’nun 9. maddesindeki genel kural tekrarlanmış, bununla yetinilmeyerek davanın işçinin işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer İş Mahkemesinin de yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. İşçiyi korumak ve kolaylık sağlamak amacıyla düzenlenen bu özel yetki kuralı uyarınca sigortalı işçi (veya işveren) seçimlik hakka sahip bulunmakta, davayı dilerse davalının yerleşim yerinde, dilerse işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesinde açabilmektedir.
5521 sayılı Yasa’nın 15. maddesinde ise bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiştir.
Genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında, HUMK’da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 17. maddesi uyarınca; “Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulunduğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir”.
Gerçekten davalı kurumun şubesinin bulunması şartıyla ve o şubenin yapmış olduğu işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, şubenin bulunduğu yer mahkemeleri yetkili olacaktır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.04.2008 tarih ve 2008/10-329-334 Esas- Karar sayılı kararında belirtilmiştir.
Öte yandan yetki itirazı yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olmadığı davalarda HUMK.’nun 187/2. maddesinde yazılı olduğu üzere ilk itirazlardandır. İlk itirazlar davanın görülmesine engel olan sebeplerdir. Davanın başında ve kanunen öngörülen süre içerisinde ileri sürülmeleri gerekir. Süresi içerisinde ileri sürülmedikçe mahkemece dikkate alınamazlar. Yetkisiz mahkemede dava açılmış olsa bile esasa cevap süresi içinde yetki itirazında bulunulmamış ise taraflar arasında davanın açıldığı mahkemede görülmesi doğrultusunda zımni bir sözleşme olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda davalı Kurum yetki itirazının bulunmadığından mahkemece işin esasına girilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken resen yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.