Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14332 E. 2010/11437 K. 23.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14332
KARAR NO : 2010/11437
KARAR TARİHİ : 23.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren ait işyerinde 1.1.1997-22.5.2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava 01.01.1997–22.05.2006 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinden Kuruma bildirimde bulunulan 01.03.2003–31.07.2004 tarihleri arasındaki dönemin tespitinde hukuki yararın bulunmadığından ve davalı işyerinin 15.02.1999 tarihinde yasa kapsamına alındığından bahisle davacının 15.02.1999–01.03.2003 ve 01.08.2004–22.05.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum ve işveren vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece eksik araştırma ve soruşturma ile sonuca varıldığı görülmektedir.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak yukarıda açıklandığı biçimde araştırma yapılmadığı görülmektedir. İfadeleri hükme dayanak alınan tanıkların kendi anlatımları dışında davalı işyerine komşu işyerinde çalıştıkları ve davalı işyerinde çalışan ve kayıtlarına geçmiş akrabalarının bulunduğu belli değildir.
Yapılacak iş: Bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olduğu ve kamu düzenini ilgilendirdiği göz önünde tutularak gerektiğinde, doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle davacı ile birlikte çalışan ve varsa SSK prim bordrolarında kayıtlı kişiler veya benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimseler tespit edilerek anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak ve olabildiğince delilleri toplayıp bunları birlikte değerlendirmek suretiyle olumlu veya olumsuz bir sonuca gitmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 16.6.1999 gün 1999/21–510–527, 30.6.1999 gün ve 1999/21–549–555, 5.2.2003 gün 2004/21–35–64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21–634–572 E. K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 23.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.