YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14597
KARAR NO : 2011/77
KARAR TARİHİ : 18.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Ak Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 28.01.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından belirlenen % 26,00 oranındaki sürekli iş göremezlik esas alınarak ve davalı … şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidildiği görülmektedir.
Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkindir. Bu nitelikteki davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde iş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşılmaktadır. Kurumca sigortalıya gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir.
Yapılacak iş; davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacıya Kuruma müracaat ederek sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi giderek iş kazası sigorta kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Öte yandan davalı … şirketinin davalılardan …’a ait … plakalı otobüsün Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesinin düzenlediği ve davacının bu otobüsün içinde bulunduğu sırada meydana gelen trafik kazası sonucu yaralandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacının yaralanması ile sonuçlanan kaza sonucu ortaya çıkan zararın davalı … şirketinin düzenlediği zorunlu trafik sigorta poliçesi ile teminat altına alınıp alınmadığına giderek manevi zararlarında poliçe kapsamında bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya ibraz edilen 30.07.2001-30.07.2002 tarihleri arasında geçerli sigorta poliçesinde bedensel zarar nedeniyle maddi tazminatların teminat altına alındığı, buna karşılık manevi tazminatlar bakınmadan poliçede düzenleme bulunmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca poliçe kapsamında bulunmayan manevi zarar nedeniyle davalı … şirketinin sorumluluğunun bulunduğunun kabulünün hatalı bulunduğu açıktır.
Davalı … şirketi hakkında poliçe limitleriyle sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulduğuna göre, davalı şirketin yargılama giderlerinden aleyhine hüküm kurulan miktar nazara alınarak sorumlu tutulması gerekirken, diğer davalılarla birlikte yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tamamından müteselsilen sorumluluğu yoluna gidilmesi de isabetsizdir. Bunun yanı sıra davalı … şirketine zararın ihbar edildiği iddia ve ispat edilmediği halde, hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin sigorta şirketi bakımından dava tarihi yerine olay tarihinden başlatılması da hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı … vekili’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’a iadesine, 18.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.