Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1460 E. 2009/8527 K. 15.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1460
KARAR NO : 2009/8527
KARAR TARİHİ : 15.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine
2- Davacının iş kazası sonucu % 13 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 20 davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu % 10 aranında da kaçınılmazlık bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 15.00,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.00,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine;
“1- Davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 27.09.2002 olaya tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazla manevi tazminat talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı .üzerinden hesaplanan 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3- Alınması gereken 810,00-TL. karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 540,00-TL. nisbi harcın tenzili ile kalan 270,00-TL. karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 540,00-TL. nisbi harç ile 14,00-TL. başvuru harcı olmak üzere toplam 554,00-TL. harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Kabul ve ret oranına göre davacılar tarafından yapılan toplam 11,00-TL. yargılama giderinden taktiren 3,00-TL’sının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 60.00 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla , aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 15.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.