YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14651
KARAR NO : 2010/10641
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1.3.1985 tarihinde başlayan ve halen devam eden 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince; dava, davacının 01.03.1985 tarihinden dava tarihi olan 22.05.2008 tarihine kadar 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulü ile davacının 01.03.1985-13.04.1992 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespiti ile bu döneme ilişkin sigortalılığın iptali ile ilgili Kurum işleminin iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 14.04.1992 tarihinde hisse devri ile Göksu Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ortağı olduğu, ortaklığının devam ettiği, davacının 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescilinin bulunmadığı, 01.03.1985 tarihinden 2008 yılı 4. ayına kadar 1992 yılında ortağı olduğu, şirket adına tescilli 27290 sicil nolu iş yerinde toplam 2795 gün 506 sayılı Yasa kapsamında zorunulu sigortalı olarak çalışmasının bulunduğu, bu çalışmalarının en son 01.01.1988 tarihinde başlayıp 2008 yılı 4. ayına kadar kesintisiz devam ettiği, davalı Kurumca yapılan tahkikat sonucu davacının Limited Şirket ortağı olduğunun anlaşılması üzerine 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın iptal edildiği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasanın 24.maddesinde Limited Şirket ortaklarının sigortalı sayılacağı, 25.maddesinde ise şirketlerle ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihte sigortalılıklarının son bulacağı, iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki şirket ortaklarının şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği tarihte, iflasına karar verilmiş olan ve tasfiye halindeki şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların da çalışmaya başladıkları tarihte sigortalılığının sona ereceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının şirket ortaklığı devam etmekte olup şirketle ilgisi kesilmediği gibi, şirketin mahkemece iflasına ve tasfiyesine karar verilmemiş olup davacının ortağı olduğu şirketin halen Ticaret Sicilinde kaydı devam ettiğinden davacı 14.04.1992 tarihi ile dava tarihi olan 22.05.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık şartlarını taşımaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerde önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılıkta ise 506 sayılı Yasanın 85. maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmek için, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak koşulu arandığından isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakıştığı bu gibi uyuşmazlıklarda, anılan maddede yer alan “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden itibaren” isteğe bağlı sigortalılığın sona ereceği hükmü dikkate alınarak somut olayda gerek 506 sayılı Yasaya tabi, gerekse 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılıklar zorunlu sigortalılık kolunda olduğundan önceden başlayan sigortalılığa değer verilmek suretiyle “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
Bu durumda önceden başlayıp devam eden sigortalılık 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılık olduğundan, davacının 13.04.1992 tarihinden sonraki 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı kabul edilmelidir.
Kabule göre de; 1479 sayılı Yasaya 4956 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 18. maddeye göre; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar” hükmü ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın Geçici 8. maddesinde; bu kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 4 numaralı alt bendi hariç, diğer alt bentlerine göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde, bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin bu kanunun yürürlük tarihinden başlayacağı, ancak bu Kanunun 4/1-b bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanların, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde 4.10.2000-1.10.2008 tarihleri arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla borçlanabilecekleri hükmü uyarınca, davacı süresinde başvuruda bulunmadığından 1479 sayılı Yasa Kapsamında … sigortalılığının 1.10.2008 tarihinden itibaren başlatılması mümkün olacağından mahkemece davacının 13.04.1992-dava tarihi olan 22.05.2009 tarihleri arasında sosyal güvenlik hakkından yoksun kalacak şekilde hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.