Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14829 E. 2010/13080 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14829
KARAR NO : 2010/13080
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kuruma borcu olmadığının tesbitine, idari para cezalarının ortadan kaldırılmasına, takibin iptaline, faiz işletilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, görev yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kasamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, satın aldığı evde tadilat işleri nedeniyle … ile anlaştığını, bu kişinin yanında kardeşi …’ ı da getirdiğini,bu kişinin iş yapımı sırasında bacağına beton düşmesi sonucu yaralandığını, Kurum Müfettişince bu olay ile ilgili rapor tutulduğunu ve olayın iş kazası olarak kabul edildiğini, müfettiş raporuna istinaden davalı Kurumca davacı aleyhine üç adet idari para cezaları kesildiğini, idari para cezalarına itiraz ettiklerini, itirazlarının reddedildiğini, davacı ile diğer işçiler arasında istisna akdi olduğunu, hizmet akdi olmadığını, kurum işleminin doğru olmadığını ileri sürerek, idari para cezalarına yaptıkları itirazların kabulüne,idari para cezalarına müsned Müfettiş raporunun aksi ıspat edildiğinden hükümsüz sayılmasına,davacının davalı Kuruma herhangi bir borcu olmadığının tesbitine, idari para cezalarının ortadan kaldırılmasına, Kurumca başlatılan takibin iptaline,faiz işletilmesinin tedbiren durdurulmasına,karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya işyeri bildirgesini süresinde vermediği gerekçesiyle davalı Kurumca 918.00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği, cezanın 23.05.2003 tebliğ edildiği,davacının 27.05.2003 tarihinde itiraz ettiği, Komisyonca 19.06.2003 tarihinde itirazın reddedildiği, itirazın reddi kararının davacıya 01.07.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacıya işyeri defter ve belgelerini 15 günlük sürede ibraz etmediği gerekçesiyle 918.00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği,cezanın 09.06.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 17.06.2003 tarihinde itiraz ettiği, Komisyonca 19.06.2003 tarihinde itirazın reddedildiği, itirazın reddi kararının davacıya 01.07.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacıya aylık ve dört aylık bordroları kuruma vermediği gerekçesiyle 1.838.00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği, cezanın 06.06.2003 tarihinde tebliğ edildiği,davacının 17.06.2003 tarihinde
itiraz ettiği, Komisyonca 23.06.2003 tarihinde itirazın reddedildiği, itirazın reddi kararının davacıya 01.07.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 08.07.2003 tarihinde 7 günlük süresi içinde açıldığı,Kurum Müfettişince hazırlanan raporda,zemin kat dairede, tadilat ve 130-180 cm ebatında balkon işi yapıldığının tesbit edildiği,davacı ile işçiler arasında iş akdi olduğunun, kazalı işçinin geçirdiği olayın iş kazası sayılması gerektiğinin belirtildiği, davacı hakkında işyeri bildirgesi vermediği, defter ve kayıtları sunmadığı,bordro vermediği ve işe giriş bildirgesi düzenlemediği gerekçesiyle idari para cezası uygulanması gerektiğinin bildirildiği, Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.08.2003 tarihli kararında, davacının Kurumca tahakkuk ettirilen idari para cezalarının iptali talebi ile ilgili , İdare Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 04.10.2006 tarihli kararında, Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 21.11.2007 tarihli kararında, idari para cezalarının iptaline karar verildiği, kararın Bölge İdare Mahkemesince onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5502 sayılı Yasanın 34/a maddesinde; Sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası prim gelirleri, idarî para cezaları, gecikme cezaları, gecikme zamları ve katılım payları kurum gelirleri arasında sayıldığı gibi, aynı yasanın 37.maddesinde de süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigortası primleri, idarî para cezaları, gecikme zamları, katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç diğer maddelerinin uygulanacağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortsı kanununun 88. maddesinde de Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı, Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkili olduğu,102.maddesinde ise idari para cezalarının ilgiliye tebliği ile tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kuruma itiraz edilebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazı reddedilenlerin kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili İdare Mahkemesine başvurabilecekleri, bu süre içinde başvuru yapılmamış olması halinde idari para cezasının kesinleşeceği, 6183 sayılı Yasanın 55.maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri için ödeme emri tebliğ olunacağı, 58.maddesinde kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu (İş Mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabileceği, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortsı Kanununun 101.maddesine göre de bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceği bildirilmiştir.
Somut olayda ,Mahkemece idari para cezalarının iptali ve komisyon kararının iptali istemi ile açılan davada verilen görevsizlik kararı doğrudur. Ancak davacının borçlu olmadığının tesbiti talebi yönünden , takip dosyaları getirtilerek , davacıya çıkartılmış ödeme emri bulunup bulunmadığı araştırılmadan, ödeme emri çıkarılmış ve davacıya tebliğ edilmiş ise bu tür ihtilaflara İş Mahkemesinde bakılması gerekeceği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan, Müfettiş raporunun iptali ve olayın iş kazası olmadığının tesbiti taleplerine yönelik davaların yine İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, bu tür davaların ilgili işçinin hak alanını ilgilendirdiği,bu işçinin davaya dahil edilerek ileri süreceği delillerinin toplanması ve savunmalarının alınması gerektiği düşünülmeden taraf teşkili yapılmadan sonuca gidilmesi de isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, idari para cezalarının ve Komisyon kararının iptali istemleri ile, borçlu olmadığının tesbiti ve Müfettiş raporunun iptali ile bunlara bağlı takibin iptali davalarını tefrik etmek, İş Mahkemelerinde görülmesi gereken borçlu olmadığının tesbiti talebi yönünden, davacı adına davalı Kurumca çıkarılmış ödeme emri bulunup bulunmadığını, çıkarılmış ise davacıya tebliğ edilip edilmediğini araştırmak, ödeme emri varsa ihtilafla ilgili inceleme yaparak sonuca ulaşmak, yine iş Mahkemelerinde görülmesi gereken Müfettiş raporunun iptali talebi yönünden, dava dışı ilgili işçiyi davaya dahil etmek, ileri süreceği delilleri toplayarak, savunmasını almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.