YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14866
KARAR NO : 2010/10721
KARAR TARİHİ : 02.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 13.06.2005 tarihinden sonraki dönem sigortalılığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, 13.06.2005 tarihinden sonra Limited Şirket hisselerini devrederek şirket ile ilişiğini kestiğinden bahisle bu tarihten sonra 1479 sayılı Yasa … sigortalısı olmadığının tesbiti ile, aksine kurum işleminin tesbitini istemiştir.
Mahkeme, davacının sigortalılığının tescil tarihi olan 3.3.2004 tarihi itibariyle durdurulmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının limited şirket ortaklığı nedeni ile 03.03.2004 tarihi itibarı ile 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının başladığı, bu tarihten sonra hiç prim ödemesinin bulunmadığı, davacının 3.3.2004 tarihinde limited şirket ortağı olup hisselerini noter senedi ile 12.6.2005 tarihi itibariyle devrettiği, ne var ki bu konuda şirket Ortaklar Kurulunca bir karar alınmadığı gibi hisse devrinin Ticaret Siciline tescil edilmediği ve devrin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmadığı Mahkemenin başvuru tarihinde 1479 sayılı Yasanın ek 19. maddesindeki 5 yıllık sürenin dava sırasında dolduğundan söz edilerek, davacının prim ödemesinin bulunmadığı ve hakkında 1479 sayılı Yasa’nın Ek 19. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesi ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde Limited Şirket ortaklarının … sigortalısı olacağı, 25. maddesinde ise şirketlerle ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihte sigortalılıklarının son bulacağı bildirilmiştir.
TTK’nun Limeted Şirket ortaklığının devrini düzenleyen 520. maddesinde bir payın devrinin şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği, anılan yasanın 515. maddesinde ise mukavelede yapılan her değişikliğin , ilk mukavelede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği mukavelenin değiştirilmesi hakkındaki kararların üçüncü şahıslar hakkında, tescil tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği bildirilmiştir.
Hisse devri sözleşmenin tadili mahiyetinde olup 3. kişi durumundaki … yönünden hüküm ifade edebilmesi için Ticaret Sicilinde tescil ve Ticaret Sicil ve Türkiye Sicil Gazetesinde ilan koşulu gerçekleşmediğinden şirketin vergi kaydının terkin edilmesi sonucu etkili olmadığından davacının şirket ortaklığı resmen devam ettiğinden davacı sigortalılık şartlarını taşıdığından 3.3.2004 ile dava tarihi arasında … sigortalısıdır.
17.4.2008 tarihli 30.4.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Yasa’nın 73. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 17. maddesinde kendi adına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibariyle beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumaca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içinde ödemeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşılandıkları ayın sonu itibariyle prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibariyle sigortalılıklarının durdurulacağı, prim borcuna ilişkin sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceği ve bu sürelere ilişkin Kurum alacaklarının takip edilemeyecek Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının sigortalı olduğu 3.3.2004 tarihi ile 5510 sayılı Yasa’nın Geçici 17. maddesinin yürürlüğe girdiği 30.4.2008 tarihi arasında 5 yıl primi ödenmemiş sigortalılık süresi bulunmadığından 5510 sayılı Yasa’nın Geçici 17. maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken 1479 sayılı Yasa’nın Ek 19. maddesinin yürürlükten kalktığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.