Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14964 E. 2010/11698 K. 29.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14964
KARAR NO : 2010/11698
KARAR TARİHİ : 29.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 12.12.2002 tarihli tahsis talebine istinaden 1479 sayılı Yasaya gereğince emekliliğe hak kazandığının tespitiyle, fazla ödediği primlerin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, 12.12.2002 tarihli tahsis talebine istinaden 1479 sayılı Yasa gereğince emekliliğe hak kazandığının tespiti ile fazla ödediği primlerin faizi ile tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının tahsis talep tarihinde Kuruma prim borcu olduğundan istemin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olduğundan yerinde değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 28.12.1972 tarihinde başlayan vergi kaydı ile “zahirecilik” faaliyetinden dolayı29.12.1972 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa gereğince Kuruma tescilinin yapıldığı, 28.12.1972-1.6.1973, 15.1.1998-30.4.1995 ve 1.4.1996-devam tarihleri arasında vergi kaydının 28.12.1972-11.2.1998 tarihleri arasında da oda kaydının bulunduğu, 12.12.2002 tarihinde Kuruma yaptığı tahsis talebi üzerine, davacının oda kaydının sona ermeyip, 29.4.2003 tarihi itibariyle Kuruma 5.493.833.799-TL (5.493-TL) prim borcunun bulunduğu gerekçesiyle ile tahsis talebinin reddedildiği görülmektedir.
Davada ki uyuşmazlık, davacının oda kaydına esas “Zahirecilik” faaliyetini hangi tarihler arasında yaptığı ve vergi kaydına dayanak olan sonraki faaliyetinin de “Terzilik” olduğu belirtildiğine göre, bu faaliyetlerin hangi dönemde yapıldığının tespitinden sonra davacının 12.12.2002 tarihinde toplam primi ödenen sigortalılık süresinin ne olduğu ve bu tarihte Kuruma prim borcu olup olmadığının tespitine ilişkindir.
Gerçekten davacının en son 31.7.2002 tarihinde Kuruma prim ödemesinin olduğu ve bu tarihten sonra tahsis isteminde bulunduğu açıktır.
Mahkemenin, davacının bağımsız çalışmasına esas faaliyeti ile bu faaliyetlerine ilişkin vergi ve oda kayıtlarına ilişkin sürelerin neler olduğu ve talep tarihinde Kuruma prim borcu olup olmadığını araştırmadan, eksik inceleme ve bu incelemeye dayalı bilirkişi görüşü ile sonuca gittiği ortadadır.
Yapılacak iş; davacının oda kaydına esas “Zahirecilik” faaliyetinin sona eriş tarihini oda kayıtları, zabıta incelemesi gibi araştırmalar ile tespit ettikten sonra, bu faaliyetinden sonra yaptığı “terzilik işine ilişkin kayıtları da dosyaya ekleyip, davacının, 12.12.2002 tarihinde toplam primi ödenen sigortalılık süresinin ne olduğu 31.07.2002 tarihinde yaptığı prim ödemesinin hangi süreyi kapsadığı ve bu tarihte Kuruma prim borcu olup olmadığını açıkça Kurumdan sormak, prim borcunun olmadığının bildirilmesi ve diğer aylık şartlarının da gerçekleşmesi halinde, diğer aylık şartlarının da gerçekleşmesi halinde yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermek, prim borcunun bulunduğunun bildirilmesi halinde ise, 17.4.2008 gün ve 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 73. maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanunun Geçici 17. maddesi de dikkate alınarak oluşacak sonuç gereğince bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.