YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15065
KARAR NO : 2011/251
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan … ve … Ltd.Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacılar … sigortalının oğlu …, …, …, … ve …’ün temyiz taleplerinin reddi gerekmiştir.
Davacılar,baba …(Şakir oğlu) ve anne …’un temyizine gelince;
Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının eş, çocuk, anne ve babanın maddi ve manevi, kardeşlerinin ise manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
.Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacılar murisinin 19.7.2006 tarihinde gerçekleşen iş kazasında öldüğü 22.9.2006 tarihli SSK müfettiş raporu ile olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği,sağ …’a ve …’a iş kazası sigorta kolundan gelir bağlandığı 14.7.2009 tarihli SGK yazısından sigortalının anne ve babası olan davacılar Ayşe ve …’a gelir bağlanmadığı Mahkemece bu davacılar yönünden sigortalı ölenin bakmakla yükümlü olduğu destek sağladığı hususunda davacılar tarafından yazılı kanıt getirilmediğinden bahisle davacıların maddi tazminat talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 24 maddesinde, sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının % 70 inden aşağı ise, artanı, eşit hisseler halinde sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verileceği, ancak, bunların her birinin hissesi sigortalının yıllık kazancının % 70 inin dörtte birini geçemeyeceği bildirilmiştir.
4958 sayılı Yasanın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasanın 24. maddesindeki “ geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibarelerinin değiştirilip yerine” Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” ibarelerinin getirtilmiş olması bu tür yeni yasaların yürürlüğe girmeleri ile birlikte derhal tesirini husule getireceği henüz kesinleşmemiş olan eldeki dava yönünden de dikkate alınması gerekeceği tartışmasızdır.Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur.
Somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumunca tahkikat sonucunda olayın iş kazası olarak kabul edildiği ancak davacı anne ve babaya gelir bağlanmadığı , Sosyal Güvenlik Kurumunun 14.7.2009 tarihli yazısından anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacılara Kurum tarafından iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanmamasının nedenleri üzerinde durularak ;davacıların sosyal güvenlik Kuruluşlarına tabi olarak çalışıp çalışmadığı ve 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylıklar hariç her ne ad altında olursa olsun gelir ve aylık alıp almadıkları tespit olunmalı, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmadıklarının ve bunlardan gelir ve aylık almadıklarının tespiti halinde davacılara Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatta bulunmak, gelir bağlanma taleplerinin reddi halinde giderek SGK. Başkanlığını hasım göstererek iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti” davası açmak üzere önel vermek, o davayı bu dava için bekletici mesele saymak, kesinleşen mahkeme kararı ile dava reddedilmiş ise maddi tazminat isteminin reddine karar vermek, dava kabul edilmiş ise Kurumca bu işlemlerin yapılmasından sonra davacıya bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki en son peşin sermaye değerini sormak, hüküm tarihine en yakın tarihteki veriler gözetilerek davacıların maddi zararlarını yeniden hesaplatmak, hesaplanan bu miktardan bağlanan gelirin en son peşin sermaye değerini düşmek suretiyle karşılanmayan maddi zarar miktarını tespit ederek maddi tazminat konusunda çıkacak sonuca göre, bir karar vermektir.
2-Davalıların temyizine gelince;
Davacılarının murislerinin ölümü ile sonuçlanan iş kazasında muris sigortalı işcinin % 25, davalı işverenin % 50 ,…’un %25 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
6.10.2006 tarihli dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere davacılar , zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunurken, kazanın meydana gelmesinde murislerinin hiçbir kusurunun olmadığını belirtmiş, giderek davalıların tam kusuruna dayanmış, yargılama sırasında yaptırılan kusur incelemesinde davacıları murisinin %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece talep edilen miktardan az da olsa bir miktar indirim yapılmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi gerekirken isteğin aynen hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar … ve …’un ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 20.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.