YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15085
KARAR NO : 2011/523
KARAR TARİHİ : 27.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, erken doğan bebeklerinin ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacıların erken doğan bebeklerinin Mersin SSK Hastanesinden Adana SSK Hastanesine sevki sırasında oksijen yetersizliği sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, görevli doktor davalı … ile … hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava nitelikçe, kamu görevlisi bulunan sağlık görevlisinin ve Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşunun hizmetten ayrılmayan hizmet içi ve görev kusuruna dayanmaktadır.
Anayasanın 125/son fıkrasında “idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmüne göre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında gösterilmiştir.
Somut olayda kamu hizmeti yürüttüğü kuşkusuz olan ve olay tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı bulunan SSK Mersin Hastanesinin bu hizmeti yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararların giderilmesinin, ancak idari yargıda açılacak tam yargı davası ile mümkün olacağı açıktır.
19.01.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanunun 10. maddesi uyarınca yayımını takip eden günden bir ay sonra yürürlüğe giren 4/a ve 4/c maddelerinin açık hükmüne göre sağlık birimlerinin sağlık hizmeti sunumundan kaynaklanan davaların … husumeti ile yürütüleceği de şüphesizdir.
Öte yandan doktor olan davalı …’a yönelik davaya gelince; davacılar davalı doktorun prematüre bebeği oksijen desteği olmaksızın ambulans ile Mersin’den Adana’ya sevkettiğini bu nedenle bebeğin yolda öldüğünü ileri sürerek davalı doktorun kişisel kusuruna dayanarak tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Kamu görevlisi olan doktorun kişisel kusurundan doğan sorumluluğun dayanağı Borçlar Kanunun 41. maddesinde düzenlenen haksız fiil olup davaya bakmaya genel hükümlere göre genel mahkemelerdir.(Miktara göre Asliye Hukuk Mahkemesi)
Bu durumda, davalı … Bakanlığına yönelik davanın çözüm yerinin Sosyal Sigortalar Yasasının 134. ve 5521 sayılı Yasanın 1. Maddeleri uyarınca iş mahkemesi olmayıp İdare Mahkemesi, davalı doktora yönelik davanın ise Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.10.2008 gün ve 2008/4-637-631 sayılı kararı da bu yöndedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davalı … Bakanılğına yönelik dava dilekçesinin davaya bakmaya idari yargı yeri görevli olduğundan yargı yolu bakımından reddine, davalı doktora yönelik dava dilekçesinin ise davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 27.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.