Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/15238 E. 2010/7189 K. 21.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15238
KARAR NO : 2010/7189
KARAR TARİHİ : 21.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeni ile hak sahibi eş ve çocukların manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 178.ve devamı maddeleri uyarınca dava dilekçesinin, 388 ve 389.maddeleri uyarınca kararın hangi hususları içermesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.Buna göre, maddelerinde sayılan hususlarla birlikte,dava dilekçesinde; açık bir şekilde dava konusu,hukuki sebeplerin özeti, iddia ve savunmanın yazılması ,hüküm sonucu kısmında ise, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.Ayrıca,verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.Oysa dava dilekçesinde davacılar eş ve çocuk için toplu olarak yazılan 100.000,00 TL manevi tazminatın istendiği,kurulan hükümde de yine davacılara toplu olarak 37.500,00 TL manevi tazminatın kabulüne denilmek sureti ile hangi davacının ne kadar talebi olup ne kadarına hükmedildiği açıklanmayarak değerlendirme infazda duraksama yaratıldığı açıkça ortadadır. Ayrıca olay tarihinden itibaren faiz talebi olduğu halde , bu konuda da hüküm kurulmaması da doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş: Davacıların dava dilekçesinde talep ettiği tazminat miktarının ne kadarının eş , ne kadarının çocuk için istendiği davacıya açıklattırılıp, bildirilen miktarlar üzerinden yapılan değerlendirme sonucu her davacı için ayrı ayrı kabul edilen tazminat miktarı yazılmak sureti ile her bir davacı için ayrı hüküm kurmak , dava dilekçesindeki olay tarihinden itibaren faiz talebi olduğundan bu konuda da olumlu veya olumsuz bir karar vermek, denetime açık biçimde infazda şüphe ve tereddüde mahal vermeyecek şekilde yazılmak suretiyle hüküm kurularak sonuca gitmekten ibarettir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 21.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.