Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/15472 E. 2010/13199 K. 27.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15472
KARAR NO : 2010/13199
KARAR TARİHİ : 27.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 5.2.1998-20.2.1999 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava davacının , davalıya ait işyerinde 5.2.1998-20.2.1999 tarihleri arasında çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; uyuşmazlık döneminin dönem bordoları ve davacının hizmet cetveli ile SSK sicil dosyasını getirtilmediği, muhasebeci bilirkişinin davalı işyerine ait uyuşmazlık döneminde düzenlenen faturalardan ibraz edilenleri incelediği bu faturalarda davacı ad ve imzasına rastlanmadığını bildirildiği, Türkiye İş Kurumu’nun işçi gönderme formunda işverenin davacının 5.2.1998 tarihinde işe başladığını bildirdiği ve davalı işyeri vekilinin cevap dilekçesinde davacının bir hafta kadar çalıştıktan sonra psikolojik rahatsızlığı nedeniyle işine son verildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda fiili çalışmanın varlığına ilişkin delillerin resen toplanıp değerlendirilmesi gerekirken, Türkiye İş Kurumu’nun resmi belgesine ve bu belgeyi doğrulayan davalı işverenin cevap dilekçesine rağmen bilirkişinin davalı işyerinde ibraz edilen faturalar üzerinde davacı adına rastlanmadığı şeklinde düzenlenen denetime elverişli olmayan raporuna dayanarak sonuca gidilmesi hatalı olmuştur
Yapılacak iş, davacının SSK sicil dosyası, hizmet cetveli ve davalı işyerinin işyeri tescil dosyası ile işyerinden uyuşmazlık dönemine ait Kuruma verilen dönem bordroları getirtilerek bordroda adları olan tanıklar resen belirlenip beyanlarına başvurularak, dinlenen mevcut tanıkların bordro tanıkları olup olmadıklarını denetlenerek, iddia edilen dönemde işyerinde düzenlenen sevk irsaliyesi ve faturaların getirtilip varsa davacının imzası olanların belirlenerek itiraz halinde davacıya ait olduğu iddia edilen imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak denetime elverişli rapor alınarak , Türkiye İş Kurumu yazısı ve davalı işverenin cevabına göre bir kısım çalışmaların varlığı ortaya konulduğu da dikkate alınarak davacının çalıştığı sürelerin tam olarak belirlenmesi için davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak gerektiğinde araştırmanın genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işveren ve bu işverenleri tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip dinlenerek tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar vermek gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.