YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15543
KARAR NO : 2010/11260
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 17.3.1998-30.4.2003 tarihleri arası çalıştığının tesbiti ile emekli olması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait iş yerinde 17.03.1998-30.04.2003 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait işyerinde, 01.06.1998-30.04.2003 tarihleri arasında günün asgari ücreti ile 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kaydının olup olmadığının araştırılmadığı,yapılan işin dernek işleri ve sekreterlik olduğu,davalı işverence işe giriş bildirgesi verilmediği, işyeri dosyalarının işverence sunulmadığı,davalı işyerinin 17.9.2003 tarihi itibarı ile 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, halen faal olduğu, dönem bordrosu verilmediği, Dernekler Müdürlüğünce yazısında, davalı derneğin 22.05.1998 tarihinde kurulduğunun,son adresinin Evren Mahallesi Koçman Caddesi, Ziyal Plaza, C Blok K1 Güneşli-Bağcılar olduğunun ,2003 yılına kadar Keresteciler Sitesi, Fatih Caddesi, … Sokak, Mehmet Elmas İş Merkezi kat 7 Merter adresinde, 20.03.2003 tarihi sonrasında Demirciler Sitesi, 10.yol Aydaş İş Merkezi kat 5 D 38 Zeytinburnu/ İstanbul adresinde faaliyet gösterdiğinin bildirildiği, 25.08.1998 tarihli vergi yoklama fişinde davacının isminin ve imzasının olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasanın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel
Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının Sosyal Güvenlik Kurumu dosyası ve nüfus kaydı istenmeden, davacı vekilinin vekaletnamesi dosya arasına konulmadan, askerlik durumu ve İstanbul Hukuk Fakültesindeki öğrenim durumu incelenmeden, tespitine karar verilen dönem yönünden açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır. Öte yandan dinlenen tanıkların resmi kayıtlara geçmiş komşu iş yeri tanığı olup olmadığı yöntemince araştırılmadan eksik araştırma ile sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının Sosyal Güvenlik Kurumu dosyası ve nüfus kaydını istemek, davacı vekilinin vekaletnamesini dosyaya eklemek, davacının askerlik durumunu ilgili Askerlik Şubesinden sormak, tanıkların hizmet cetvellerini getirtmek, tesbitine karar verilen dönemin tümünde çalıştıkları işyerlerinin adreslerini araştırmak, davalı derneğin Keresteciler Sitesi, Fatih Caddesi, … Sokak, Mehmet Elmas İş Merkezi kat 7 Merter adresine komşu işyeri olup olmadıklarını tesbit etmek,davacının Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğu davacı tarafından da kabul edildiğine göre, öğrenim durumu, okulun eğitim ve öğretime başlama ve bitiş tarihleri, vize, final ve bütünleme sınav tarihleri, okula devam zorunluluğu olup olmadığı araştırılarak, devam zorunluluğu olmasa bile en azından sınav tarihlerinde çalışma olamayacağını kabul etmek, ücret ödemelerinin nasıl yapıldığını davacıdan sormak ve dinlenen tanıkların tesbiti talep edilen dönemin tümünde veya bir kısmında kayıtlara geçmiş komşu işyeri tanığı olmadıklarının tesbiti halinde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ilgilisine iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.