Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/15566 E. 2011/858 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15566
KARAR NO : 2011/858
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının geçirdiği iş kazası sonucu 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı iddiasına dayalı manevi zararının giderilmesi, ödenmeyen ücret alacağı ve tedavi giderinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, sigortalının davalıların kusuru ile iş kazası geçirdiği iddiası kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılardan … 22.1.2009 tarihli duruşmada davacının çalıştığı işyerinin kendisine ve diğer davalı …’a ait olmadığını,kendisininde o işyerinde sigortalı olarak çalıştığını,işyerinin dava dışı … adlı kişiye ait olduğunu,davalı … ise 21.7.2009 tarihli duruşmada bu olayla ilgi ve alakasının bulunmadığını, olay günü Marmaris’te çalıştığını bildirmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının çalışmasının SGK’na bildirilmediği, SGK’na iş kazası ihbarının da bulunmadığı, davacının iddiasına göre, 07.12.2006 tarihinde davalılara ait işyerinde kum taşırken düşen asansörün altında kalan sol ayağının yaralanması nedeniyle 45 gün iş ve gücünden kaldığı, 08.12.2006 tarihli poliklinik kaydına göre davacının sol ayağının alçıya alındığının belirtildiği, tanık … ise davacının Karocuda çalışacağını söyleyerek gittiğini, karocunun … a ait olduğunu,akşam ayağı alçılı olarak döndüğünü bildirdiği anlaşılmaktadır.
5521 sayılı Yasa’nın 1.maddesinde, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Anılan maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olabilmesi için uyuşmazlığın taraflarının işçi ve işveren veya işveren vekili olması, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden veya İş Kanunu’ndan kaynaklanması koşuldur. Mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez yahut değiştirilemez.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda davacı ile davalılar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı,mahkemenin görevli olup olmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ön sorundur.İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf SGK Başkanlığının hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında Kurum taraf değildir.
Yapılacak iş; davacıya iş kazasını SGK’na ihbarda bulunması,Kurumca olayın işkazası olarak kabul edilmemesi halinde giderek olayın iş kazası olduğuna ilişkin SGK’na ve işverenlere karşı dava açması için önel vermek, o davayı tazminat davası için bekletici mesele saymak, olayın mahkemece iş kazası olarak kabul edilmesi halinde verilen hüküm kesinleştikten sonra ilgili işkolunda iş güvenliği uzmanı olan bilirkişilere yapılan işin niteliğine göre İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddeleri çerçevesinde konuyu inceletmek, işverenin iş aktinden doğan işçiyi gözetme(koruma) borcuna aykırı davranıp davranmadığı hususları konusunda düzenlenecek raporu dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Kabule göre de, işverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme(koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.
Mahkemece, belirtilen şekilde ilgili iş kolunda iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan 77. maddenin öngördüğü hususları içeren kusur raporu alınmadan sigortalının davalıların kusuru ile iş kazası geçirdiği kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.02.2011 gününde karar verildi.