Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/15718 E. 2010/11819 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15718
KARAR NO : 2010/11819
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 10.4.2004-27.11.2004 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işveren şirkete ait işyerinde 10.4.2004-27.11.2004 tarihleri arasında hamal olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence Kuruma bildirilmiş işe giriş bildirgesi ve herhangi bir hizmet bulunmadığı, davacının Kurumda tescilli ve 1.11.1998 tarihinden önce başka işyerlerinden bildirilmiş hizmetlerinin bulunduğu, (1005273) sigorta nolu Tez Gıda Tarım Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi işyerinin 15.1.1994 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalı şirketle ilgili dönem bordrolarının davalı Kurumdan gönderilmediği, işverence ücret bordrosu ibraz edilmediği, mahkemece de istenmediği, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettiş raporunda “şirket kayıtlarının incelenmesinde davacı ile birlikte şikayet eden 5 kişinin çalışmasına rastlanmadığı” dava konusu 681 m2 kapalı alanlı deponun 3.6.2004 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle davalı şirketçe kiralandığı, vergi yoklamasında 1800 m2 kapalı alanda hayvan yemi ve tarım ürünleri alım satımı toptancılığı yapıldığı işyerinin kira olduğu ve sigortalı işçi çalıştırılmadığının tespit edildiği, zabıta araştırmasında komşu işyeri olarak Koncalar Kantarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kimselerden olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de olmadıkları anlaşılmaktadır. Bazı tanıklar komşu işyerlerinde çalıştıklarını belirtip davacının davalı işyerindeki devamlı hamal olarak çalışmasına dair beyanları var ise de; bu tanıkların işyeri kayıtları araştırılmamıştır. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; varsa işveren tarafından düzenlenmiş ve davacının tespitini istediği dönemlere ilişkin imzalı ücret bordrosu getirtilerek, davacı ile aynı işyerinde çalışan kayıtlı tanıkların, ayrıca daha önce dinlenen ve beyanlarına göre komşu işyerleri çalışanları oldukları anlaşılan tanıkların işyeri kayıtları getirtilerek kayıtlı komşu işyeri çalışanları olup olmadıkları denetlenip, Koncalar Kantarı adlı işyeri de dahil olmak üzere işyeri kayıtları celbedilerek zabıta marifetiyle tespit edilen işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak, davacının piyasa hamalı mı yoksa davalı işyerinde devamlı ve bağımlı olarak çalışan hamal mı olduğu açıklığa kavuşturularak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
İşçilik alacakları talebine gelince, yukarıda açıklandığı şekilde inceleme ve araştırma yapılarak davacının 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı çalışmaları bulunup bulunmadığı belirlenerek varılacak sonuca göre, işçilik alacaklarının hesaplanması gerekmektedir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.