Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/15788 E. 2010/12737 K. 20.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15788
KARAR NO : 2010/12737
KARAR TARİHİ : 20.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, … 9.6.1991-1.6.1997 tarihleri arasında, … ise 2.1.2001-17.2.2005 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davacı …’in davasının açılmamış sayılmasına, davacı …’in davasının reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Davacı …, davalı şirkete ait işyerinde işçi olarak 01.06.2001-17.12.2005 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacı … tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, davacı … tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı şirket işyerinden davacı …’ın, çalışmaları ile ilgili herhangi bir bildirim yapılmadığı, işyerinin 01.04.1997 tarihinde yasa kapsamına alındığı, dava konusu döneme ait dönem bordrolarının getirilmediği, dinlenen tanıkların bordro tanıkları olup olmadığının belli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi ile halen 5510 Sayılı yasanın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlemeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmadır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, açıklanan şekilde bir incelemenin yapılmadığı ortada olup , sadece tanık beyanları ile hüküm kurulmuştur.
Yapılacak iş; yukarıda açıklanan şekilde davanın niteliğine uygun olarak inceleme yapılmakla birlikte, öncelikle işyeri ve işverenlere ait çalışma dönemini kapsayan davacı … ile ilgili tüm kayıt ve belgeleri varsa ücret bordroları birlikte istenmeli, davacının askerlik süresi ilgili askerlik şubesinden istenmeli, çalışma dönemini kapsayacak şekilde davalı şirket işyerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen dönem bordrolarının tümü de dosyaya getirtildikten sonra yukarıda belirtildiği üzere işyerinde kayıtlı bordro tanıkları, bunların tesbit edilememesi halinde ise komşu ve yakın işyerlerinde aynı dönemlerde çalışan kayıtlı tanıklar dinlenmelidir. Davanın niteliği dikkate alınarak gerektiğinde resen yapılacak araştırma ve inceleme ile çalışmanın niteliği ve süresi saptanmalı, gerektiğinde iş ve sosyal güvenlik hukuku konusunda uzman bir bilirkişiden varsa çalışma dönemleri ve bildirimsiz sürelere ait çalışma ücreti ve dönemlerini gösterir, yöntemince raporda alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.