YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15948
KARAR NO : 2011/550
KARAR TARİHİ : 27.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi, davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Yerel Mahkeme, davalı vekilinin temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için çıkarılan muhtıraya rağmen 7 günlük kesin süre içinde temyiz karar harcını yatırmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Davalı vekili bu kararı dahi temyiz etmiştir. O halde, bu yön üzerinde özellikle durulmalıdır. HUMK’nun 434.üncü maddesinin 3.fıkrasına göre,temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir.Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa,kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması ,aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir.Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı taktirde ,mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir.Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.Somut olayda, mahkemece davalı vekiline 14.09.2009 tarihinde tebliğ edilen muhtırada belirtilen posta giderinin ve eksik harcın muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük kesin süre içinde dosyaya yatırılması, aksi halde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği ihtar edilmiş ise de muhtırada tamamlanması gereken giderler başlığı altında talep edilen temyiz harcı kararda gösterilen nispi harcın dörtte biri olan 945,00TL olması gerekirken 3.780,00 TL olarak talep edilmiş ayrıca davalı vekilinin 24.07.2009 tarihinde yatırdığı 15,60 TL tutarındaki temyiz harcı yatırılması talep edilen temyiz harcından düşülmemiş,davalıdan fazla harç yatırması talep edilmiştir.Kaldı ki davalı vekili muhtıranın tebliğinden itibaren 7 günlük kesin süre içinde talep edilen bakiye karar harcını süresi içinde, kararda gösterilen nispi harcın dörtte biri olan 945,00TL nispi temyiz karar harcını ise süresinden sonra da olsa 29.09.2009 tarihinde mahkeme veznesine yatırılarak tamamlanmıştır.Bu durumda davalıdan gerekenden fazla harç talebini içeren muhtıranın tebliği
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434.ncü maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından ve temyiz harç ve giderleri davalı tarafça tamamlandığından mahalli mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının bozulup kaldırılması ve davalı vekilinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,davacıların maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacılar murisinin 10.09.1984 tarihinden beri davalı işyerinde kaynakçı olarak çalıştığı,12.07.2005 tarihinde öğle tatili bitimi işe başladığında yaygın kalp krizi şok nedeniyle öldüğü,Kurum müfettişi tarafından olayın işle illiyetinin bulunmadığı gerekçesiyle iş kazası olarak değerlendirilmediği, açılan dava üzerine Ankara 18.İş Mahkemesinin 07.06.2007 tarihli kararı ile murisin kalp krizi sonucu ölümü olayının iş kazası olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın Dairemizce onanarak kesinleştiği, tazminat davasında mahkemece kusur incelemesi yapılmadan alınan hesap raporuna göre karar verildiği anlaşılmaktadır.
İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesi; İş Kanununun 77. ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür.Bu yön ise, başka bir anlatımla,işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranının, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tesbit edileceği yönü tartışmasızdır. Oysa, mahkemenin murisin kalp krizi sonucu öldüğü gerekçesiyle kusur raporu almadan karar verdiği açık-seçiktir.
Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği, sigortalının bünyevi yatkınlığı ve genel sağlık durumunun bir araya gelerek miyokart infarktüsünün ortaya çıkabileceği ve bu durumun olayın uygun illi kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekir.
Yapılacak iş; işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden kusur raporu almak, verilen raporu dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirerek çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,27.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.