Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1599 E. 2009/8528 K. 15.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1599
KARAR NO : 2009/8528
KARAR TARİHİ : 15.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacılardan eş… dışındaki davacıların tüm, davalılar ile davacılardan eş…’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine
2-Davacıların yakını olan sigortalı…’ın öldüğü iş kazasında sigortalının kusurunun bulunmadığı dava dışı kimliği belirsiz silahlı saldırganların % 80 davalı işveren şirket ile Belediye Başkanlığının ayra ayrı % 10 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılardan eş… yararına 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 30.000,00 TL’sına; sigortalının kardeşleri olan davacılar ……için ayrı ayrı 6.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı 10.000,00 TL sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine;
“Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile;
1-Davacı eş… için 40.000,00 TL, Çocuklar….. ve……’in her biri için ayrı ayrı 20.000,00 TL, anne Asiye için 20.000,00 TL, …….. için ayrı ayrı 6.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 YTL manevi tazminatın kaza tarihi 30.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara ödenmesine, fazla istemin reddine;
2-Davacılardan…açısından davanın feragat nedeniyle reddine;
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan davacı… için 4.400,00 TL; … ,… ,… için ayrı ayrı 2.400,00 TL; davacılar ……..için ayrı ayrı 720,00 TL; avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacılara verilmesine,Feragat nedeni ile manevi davası ret edilen …. yönünden aynı Tarife gereğince hesaplanan 575,00 TL avukatlık ücretinin davacı…..’dan alınarak davalılara verilmesine; ret edilen tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 3.400,00 TL; avukatlık ücretinin davacı…’dan; 2.300,00 TL; avukatlık ücretinin davacı…,… ve …’dan ayrı ayrı ; 720,00 TL; avukatlık ücretinin davacı……den ayrı ayrı alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan 18,10 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 10.00 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmının davacılar üzerinde bırakılmasına
6-Alınması gereken 7.020,00 TL karar ve ilâm harcından davacılardan peşin alınan 4.725,00 TL harcın düşülmesiyle kalan 2.295,00 TL nisbi harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına peşin yatırılan 4.725,00 TL nisbi harç ile 14,00 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 4.739,00 TL harç yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, taraflarca 60.00 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla , aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 15.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.