Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1612 E. 2009/5546 K. 14.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1612
KARAR NO : 2009/5546
KARAR TARİHİ : 14.04.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin manevi tazminata yönelik yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan manevi tazminata yönelik hükmün ONANMASINA,
2-Tarafların maddi tazminata yönelik temyizlerine gelince: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 12.08.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 39,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi zararı sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar taraf avukatlarınca süresinde temyiz edilmiştir.
Dava nitelikçe SGK tarafından karşılanmayan zararın giderilmesine yöneliktir. Mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmamak için, sigortalının hesaplanan zararından, iş kazası nedeniyle SGK tarafından bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle tazminatın belirleneceği dairemizin ve giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, 23.01.2007 tarihindeki ödeme dönemine kadar geçerli olan tüm peşin sermaye değerinin bildirilmesine ilişkin SGK’ nun 23.08.2006 tarihli yazıları esas alınarak ve bu yazılarında bildirilen tüm peşin sermaye değeri indirilmek suretiyle davacının maddi zararının bulunmadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Oysa davacı avukatı tarafından bu peşin sermaye değerine itiraz edildiği gibi, davacının 15.07.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı ve bu tarihten itibaren iş kazası kolundan verilmekte olan gelirinin 506 sayılı yasanın 92. maddesi uygulanmak suretiyle ½ oranında indirilmek suretiyle ödendiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda sigortalının yaşlılık aylığının hüküm tarihinden önce bağlandığının anlaşılmasına göre sigortalının gelirinden indirilmesi gereken peşin sermaye değerinin ½ oranında indirimli olarak ödenen gelire göre hesaplanacak peşin sermaye değeri olduğu ortadadır. Hal böyle olunca sigortalının yaşlılık aylığı almaya başladığı ve iş kazası kolundan bağlanan aylığın indirime uğradığı göz ardı edilerek tazminatının hesaplanması ve fazla bildirilen peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesinin hatalı olduğu ortadadır.
Mahkemece yapılacak iş: Davacının 15.07.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı ve bu tarihten itibaren iş kazası kolundan verilmekte olan gelirinin 506 sayılı yasanın 92. maddesi uygulanmak suretiyle ½ oranında indirilmek suretiyle ödendiği dikkate alınarak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre davacının zararını yeniden hesaplatmak, ½ oranında indirimli olarak ödenen gelirin, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanarak kurum tarafından bildirilen tüm peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirmek ve soncuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 14.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

….