YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16141
KARAR NO : 2010/12150
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1.4.2004-31.8.2007 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01/04/2004-31/08/2007 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 01/04/2004–31/08/2007 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı kabul edilmiş ise de varılan bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş ictihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıcı sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Kanunun madde. 3 B ve D de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı gözönünde tutulmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
Davacı 01/04/2004-31/08/2007 tarihleri arasında Çınar Şoförler ve Otomobilciler Odasında hizmet akdine dayalı olarak kesintisiz çalıştığının tesbitini talep ettiğinden davacının işyeri özlük dosyasının işyerinden ve dönem bordrolarının kurumdan getirtilmesi, bordro tanıklarının yöntemince dinlenmesi, komşu işyeri tanığı olarak dinlenen Mehmet Zülküf AKTAŞ’ ın bu nitelikte olup olmadığının kurum kayıtları getirtilerek denetlenmesi, kolluk tarafından isimleri bildirilen Meshut ÇINAR, Vahit GÜLER, Bedia ÇINAR isimli kişilerin davalı Oda ile ilgilerinin araştırılarak yönetici, çalışan ya da komşu işyeri çalışanı olduklarının saptanması halinde tanık olarak dinlenmeleri, davacının Ziraat Bankası Çınar Şubesinden 10/08/2004 ve 22/11/2005 tarihlerinde Oda adına para çektiği anlaşılmakla bu işlemin yapılması için bankaya sunulan yetki belgesi veya dilekçenin istenilmesi, davacıya Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu tarafından verilen kimlik belgesinin ne zaman tanzim edildiği sorularak konuya ilişkin talep yazısı da dahil olmak üzere tüm belgelerin istenilmesi ve dosya kapsamında yer alan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece sözkonusu fiili ve hukuki gerçekler ve özellikle 506 sayılı Kanunun 2-9 ve 79/10 maddesi hükümleri dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan ilgilisine iadesine, 06/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.