Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/16174 E. 2010/12496 K. 14.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16174
KARAR NO : 2010/12496
KARAR TARİHİ : 14.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1.9.2005- 7.12.2006 ile 1.1.2007- 15.4.2007 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 01/09/2005 – 07/12/2006 tarihleri arasında 462 gün, 01/01/2007 – 15.04.2007 tarihleri arasında 105 gün süreyle geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 28/11/2005 – 06/12/2006 ve 01/01/2007 – 15/04/2007 tarihleri arasında davalı … Sağlık Hizmetleri Medikal Eğitim İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş ictihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıcı sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Kanunun madde. 3 B ve D de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı gözönünde tutulmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı yararına beyanda bulunan bordro tanığı …’ın davacının eşi olduğu ve 2007 yılı Şubat ayında doğum izni nedeniyle işyerindeki görevinden ayrıldığı, dönem bordrolarında ismi yer alan kişilerden … dışındakilerin tanık olarak dinlenilmedikleri, bu tanığın davacının bir iki ay çalıştıktan sonra işyerinden ayrıldığını ifade ettiği, davalı tarafın davacının işyerinde şoför olarak çalıştığı 31/12/2006 tarihinde ehliyetsiz araba kullanması üzerine trafik görevlilerince işlem yapılması nedeniyle iş akdinin feshedildiğini iddia etmesine karşın bu hususun araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan hukuki açıklamalar ışığında; dönem bordrolarında yer alan … ve … dışındaki kişilerin re’sen tanık olarak dinlenilmesi, davacının 31/12/2006 tarihinde ehliyetsiz araba kullanması üzerine trafik görevlilerince işlem yapılıp yapılmadığının araştırılması ve dosya kapsamında yer alan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken sözkonusu fiili ve hukuki gerçekler ve özellikle 506 sayılı Kanunun 2-9 ve 79/10 maddesi hükümleri dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar Sosyal Güvenlik Kurumu ve … Limited Şirketi’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Özel Bağlum Tıp Merkezine iadesine, 13/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.