Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/16199 E. 2011/1150 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16199
KARAR NO : 2011/1150
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan…. İnşaat A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı … Sanayi ve Ticaret A.Ş vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava davacıların murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesinde; “Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir.” denilmek suretiyle mahkemenin tarafların talebiyle bağlı olup, talebin fazlasına karar veremeyeceği belirtilmiş bulunmaktadır.
Yine Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda, davacıların dava dilekçesinde Yapı Kredi Sigorta A.Ş tarafından yapılan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki ödemeyle ilgili herhangi bir faiz talebi olmadığı halde, 15.5.2007 tarihli talebiyle faiz istenmiş ise de; söz konusu istemin başvuru harcı ile peşin ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre, usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilmek suretiyle, mahkemece talep aşılmak suretiyle ve hüküm fıkrasının 6. bendinde yazılı olduğu şekilde faize karar verilerek, açıkça H.U.M.K’nun 74. maddesine göre talep dışına çıkılması, öte yandan 10.3.2006 tarihli dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere davacılar, iş kazası olayı nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunurken, kazanın meydana gelmesinde murislerinin hiçbir kusurunun olmadığını belirtmiş, giderek davalı işverenin tam kusuruna dayanmış, yargılama devam ederken mahkemece alınan kusur bilirkişisi raporuna göre kazanın ölenin de % 20 müterafık kusuru sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır. Mahkemece talep edilen manevi tazminat miktarından bir miktar indirim yapılmak suretiyle tazminat tutarının belirlenmesi gerekirken isteğin aynen hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı …Ş.’ne iadesine, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.