YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16301
KARAR NO : 2011/197
KARAR TARİHİ : 19.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılığını ve yaşlılık aylığına iptal eden Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının …’luluğa tescil ve sigortalılığını dolayısı ile yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur’luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 19.01.2000 günü intikal eden giriş bildirgesi ile Diyarbakır Kavaflar ve Lastikçiler Odasının 16.12.1981 tarihinde başlayan üye kaydına dayanarak 22.03.1985 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescilinin yapıldığı, 25.07.2000 tarihine kadar sigortalı sayıldığı,01.08.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının 01.01.1997-30.06.2000 tarihleri arasında vergi kaydının olduğu, sicil kaydının bulunmadığı, … İl Müdürlüğünde yapılan müfettiş incelemesi sonucunda kurum görevlileri ile bazı kişilerin anlaşarak birden çok kişiyi Diyarbakır Kavaflar Odasına kaydettirdiği, 1981 yılına ait üye kayıt defterinin bulunmadığı, davacının kaydının 1986 yılı noter tasdikli defter fotokopilerinin bulunduğu, fotokopiler üzerinde boş olan bölümlerin sonradan doldurulduğu, tarih sırasının takip edilmediği,üyelik başlangıç tarihlerinin noter onayından öncesine ait olduğu,meslek odasına kayıt sırasında herhangi bir yönetim kurulu kararı alınmadığı, davacının sigortalılığının iptaline karar verildiği, müfettiş raporuna göre davacı hakkında ceza davasının açılmasına gerek olmadığı belirtildiği halde davacı vekili davacı hakkında Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/4085 Esas sayılı dosyası ile kamu davasının açıldığını belirttiği ve bu dosya istenmesine rağmen gelmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının geçerli bir oda kaydı bulunmadığından oda kaydına dayalı dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığı açıktır.
Ancak davalı Kurum’un geçmişe yönelik prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması, davacıyı tescil edip sigortalılığı konusunda umut verdikten sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz oda kaydının davacının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının kuruma tescilinin 22.3.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa’nın getirdiği değişiklik doğrultusunda 22.03.1985 tarihi itibariyle Diyarbakır Kavaflar Odası kaydına dayanılarak yapıldığı, ancak davacı hakkında kuruma tescil edilmek amacıyla sahte belge tanzim ederek oda defterlerinde tahrifat yaptığı iddiası ile dolandırıcılık ve sahte resmi evrak tanzim etmek suçlarından dava açılıp açılmadığı, davacı vekilinin Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/4085 Esas sayılı dosyasının davacı hakkında olduğunu belirttiği halde bu dosyanın dahi araştırılmadığından, davacı hakkında kamu davasının açılıp açılmadığı, açılan ceza davasının bulunması halinde bekletici mesele yapılıp, ceza davası sonucunda davacının oda defterinde tahrifat yapılarak sahte belge tanzim edilmesi olayına katılımda bulunduğunun belirlenmesi halinde oda kaydına hukuken değer verilemeyeceğinin düşünülmesi, davacının katılımının bulunmadığının anlaşılması veya söz konusu oda kaydı ile ilgili ceza dosyasının bulunmaması halinde şimdiki gibi karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın kimsenin kendi hilesinden istifade edemeyeceği düşünülmeksizin ceza davasının sonucu beklenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.