YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16397
KARAR NO : 2010/1552
KARAR TARİHİ : 16.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 2.4.1979 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 2.4.1979 olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak davacının 2.4.1979 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen 8.10.2007 tarihli karar Dairemizce bildirge tarihinde işverenin dönem bordrosunda yer alan kayıtlı işyeri çalışanları, bordro verilmemiş ise komşu işyerlerinin kayıtlarına girmiş çalışan kişilerin tanık olarak dinlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verildiği halde bozma kararı gereği yerine getirilmemiştir
Öncelikle belirtilmelidir ki; 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten bozma kararında değinildiği halde SGK’dan işverence dönem bordrosu verilip verilmediği sorulmamış, verilmiş ise dönem bordroları getirtilerek, bordroda yer alan çalışanlar tanık olarak dinlenmemiş, bordro verilmemiş ise komşu işyerleri, Belediye, Emniyet gibi kuruluşlardan sorulmamış, bu işyerlerinde çalışanlar saptanarak tanık sıfatı ile dinlenmemişlerdir.
Yapılacak iş, 2.4.1979 tarihli bildirgenin verildiği işyerinin 506 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince, davalı işverenin 2.4.1979-1.2.1998 tarihleri arasında yasa kapsamında olan bir işyeri olduğu açıklandığına göre bu işyerinden bildirge tarihinde Kuruma verilen dönem bordrolarını isteyip dosyaya ekledikten sonra, işyerinden dönem bordrosu verilmiş ise bildirge tarihini kapsayan tarihte işyerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı işyeri çalışanlarını, bordro verilmemiş ise işyerinin Kestelli caddesi Harputlu işhanında Gömlekçi dükkanı (Gömlek dikim atölyesi) olduğu nazara alınarak Belediye ve zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bozma kararı gereği yerine getirilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.