YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16550
KARAR NO : 2010/1554
KARAR TARİHİ : 16.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz reddine.
2-Dava, davacı murisinin ölümü nedeniyle 6000.00 TL manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı murisi sigortalı….’ın meslek hastalığı sonucu ölümü nedeniyle açılan davada davacının kaçınılmazlığı kabul ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 5000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 6000.00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının tümden silinerek yerine,
“1-Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5000.00 TL manevi tazminatın 11.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazla istemin reddine ,
2-Alınması gereken 270.00 TL ilam harcından davacıdan alınan 81.00 TL peşin harcın mahsubu ile 189.00 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan 81.00 TL peşin harç ile 15.60 TL başvuru harcı toplamı 96.60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden 600.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar yönünden 575.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 12.50 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre takdiren 10.00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
16.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.