YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16617
KARAR NO : 2010/13417
KARAR TARİHİ : 29.12.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ödeme emirlerinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava,davalı Kooperatifin yüklenici firma ile olan sözleşmesini fesih ile sonlandırdığı ve ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle yüklenicinin Kuruma olan prim borçları nedeniyle çıkartılan ödeme emirlerine konu olan borçtan sorumlu olmadığının tesbiti ve ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Tebligat ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve Tüzüğün belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.
Tebligat Kanunu ile Tüzükte öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz.
Özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın nasıl yapılacağı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddesinde ve Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; Özel Hukuk Tüzel Kişilerine yapılacak tebligat bunların yetkili temsilcilerine yapılır.
Eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 23. maddesinin 8. bendinde 19.3.2003 gün 4829 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile tebliğ evrakında bulunması zorunlu olan unsurlar arasına “tebliğ evrakı kime tebliğ edilmişse onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasının bulunması” hususu da eklenmiş olup, mahkemece bu konuda da bir değerlendirme yapılmalıdır.
Somut olayda,ödeme emirlerinin 31.01.2004 tarihinde şantiye şefi Hüseyin Baklaya imzasına tebliğ edildiği,ancak yetkili temsilcinin işyerinde bulunmadığı veya evrakı alamayacak durumda olduğu hususlarının tebliğ memuru tarafından araştırılıp tebligat belgesine şerh verilmediği anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu ile Tebligat Tüzüğünün tamamen şekle ilişkin kuralları içermesi nedeniyle, tüm unsurları ile birlikte uygulanması zorunlu olduğundan hakimin tebligat yapılan kişinin kooperatifin yetkili temsilcisi olup olmadığını yöntemince araştırması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.1965 gün, 1965/2-793-360 sayılı ilamı, 16.9.1981 gün, 1980/7-2371-604 sayılı ilamı, 10.12.1982 gün, 1982/14-655-939 sayılı ilamı, 22.6.1988 gün, 1988/12-266-486 sayılı ilamı, 25.5.2002 gün, 2002/5-327-316 sayılı ilamı, 28.2.2007 gün, 2007/12-95-94, 4.4.2007 gün,12/200-87 sayılı ilamlarında da aynı hususlar vurgulanmıştır. Hal böyle olunca ödeme emirlerinin, tüzel kişi olan davalı Kooperatife tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı araştırılmadan, ödeme emirlerinin tebliğinin usulüne uygun olduğu kabul edilerek, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, Tebligat Kanunu ile Tebligat Tüzüğünün tamamen şekle ilişkin kuralları içermesi nedeniyle, tüm unsurları ile birlikte uygulanması zorunlu olduğundan tebligat yapılan kişinin kooperatifin yetkili temsilcisi olup olmadığını yöntemince araştırmak ve sonucuna göre karar vermektir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.