Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/16750 E. 2011/574 K. 27.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16750
KARAR NO : 2011/574
KARAR TARİHİ : 27.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,davacılar …, … ve …’nin maddi tazminat taleplerinin kabulü ile, 1.000,00’ er TL maddi tazminatın 25.03.2006 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına,davacılar Ali ve …’nin maddi tazminat davalarının reddine,davacılar… ve …’nin manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile, 5.000,00’ er TL manevi tazminatın kaza tarihi 25.03.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla isteklerinin reddine,davacılar … ve …’nin manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile, 4.000,00’ er TL manevi tazminatın kaza tarihi 25.03.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla isteklerinin reddine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edildiği, davacı baba … ve anne …’ye Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadığı,üç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan 15.05.2007 tarihli raporda, işverenin %60,kazalı işçinin %40 kusurlu olduğunun, yine üç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan 11.09.2008 tarihli raporda, işverenin %75 , kazalı işçinin %25 kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece bu bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş yerleşmiş, görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği gözönünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvuruda bulunması, olmadığı takdirde gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine dava açması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24.maddenin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine, gelir bağlanamayacağı, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir. Öte yandan 4958 sayılı Yasa’nın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasa’nın 24. maddesindeki “geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibareleri değiştirilerek yerine” Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” ibareleri getirtilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 34. Maddesinde ise ana veya babaya hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam %25 oranında, ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam %25’i oranında aylık bağlanacağı bildirilmiştir. Somut olayda, hak sahibi baba ve anne yönünden yukarıda açıklanan doğrultuda, inceleme ve araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan, iş kazası olayı ile ilgili olarak düzenlenen 15.05.2007 tarihli raporda, işverenin %60,kazalı işçinin %40 kusurlu olduğu, 11.09.2008 tarihli raporda, işverenin %75 , kazalı işçinin %25 kusurlu olduğu tespit edilmiş olup bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır. Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 11.09.2008 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacı baba … ve anne …’ye Kurumca aylık bağlanıp bağlanmadığını yukarıda belirtildiği şekilde araştırmak, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.