YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1711
KARAR NO : 2010/766
KARAR TARİHİ : 28.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kurum kayıtlarında yanlış yazılan ad-soyadının nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesi ile emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, Kurum kayıtlarında … ,…,… olarak görünen kişilere ait kayıtların davacı …’e aidiyetinin tespiti ile davacının Kuruma başvurduğu 30.08.2007 tarihinden itibaren emekli sayılarak emekli aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile, davacının SGK’ya ilk başvurduğu 30.08.2007 tarihinden itibaren emekli sayılmasına karar verilmiştir.
Bu tür davalar için özel bir ispat yöntemi öngörülmemiş ise de davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurumun 15.01.2008 tarihli yazısında 22.04.1968 tarihli işe giriş bildirgesinde doğum tarihinin 02.01.1956,soyadının Turan olduğu, 20.11.1971,03.04.1972,05.05.1969,09.04.1970,20.04.1971,01.03.1976,11.07.1977,01.02.1978,01.07.1979 tarihli işe giriş bildirgelerinde soyadının Turan olduğu, kayıtlardaki farklılık nedeniyle mahkeme kararı gerektiğinin bildirildiği,davacıya ait şahsi sicil dosyasında 6267532 sigorta sicil numarasını taşıyan işe giriş bildirgelerinden 10 tanesinde davacının soyadı ve/veya doğum tarihinin farklı olduğu,davacının doğum tarihinin 02.01.1956 iken mahkeme kararı ile 01.01.1953 olarak değiştirildiği, mahkemece soyadı ve/veya doğum tarihi farklı olan işe giriş bildirgelerindeki kişiler ile davacının aynı kişiler olup olmadığının tesbiti için nüfusa kayıtlı olduğu yerde zabıta araştırması yaptırılmadığı, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden soyadı ve/veya doğum tarihi farklı olan kişilere ait nüfus kaydı bulunup bulunmadığının sorulmadığı, davacının çalıştığı işyerlerine ait dönem bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmadığı, davacının yaş tashihinin hangi tarihte yapıldığının ve yaşlılık aylığı şartlarını taşıyıp taşımadığının araştırılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının doğum tarihinde düzeltme yapıldığı, 6267532 sigorta sicil numarasının davacıya ait olduğu gerekçesiyle eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davacı ile aynı dönemlerde soyadı ve/veya doğum tarihi farklı olan işe giriş bildirgelerindeki işyerlerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak,zabıta araştırması yaptırarak soyadı ve/veya doğum tarihi farklı olan işe giriş bildirgelerindeki kimlik bilgilerine sahip kişilerin bulunup bulunmadığını tesbit etmek, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden soyadı ve/veya doğum tarihi farklı olan kişilere ait nüfus kaydı bulunup bulunmadığını araştırmak,davacının yaş tashihinin hangi tarihte yapıldığını sormak, buna ilişkin mahkeme kararını getirtmek, gerekirse 506 sayılı Yasa’nın 120.maddesi hükümleride gözetilerek işe giriş bildirgelerinin davacıya ait olduğunun tesbit edilmesi halinde davacının yaşlılık aylığı bağlanması için Kuruma yaptığı başvuru tarihi itibariyle yaşlılık aylığı şartlarının bulunup bulunmadığını belirleyerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.