Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2094 E. 2010/1289 K. 11.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2094
KARAR NO : 2010/1289
KARAR TARİHİ : 11.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/01/1980 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 01/01/1980 tarihi olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01/01/1980 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup, usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 01/01/1980 tarihli işe giriş bildirgesi davalı Kuruma 21/04/1986 tarihinde verilmiştir. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı ,Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir . Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16/09/1999 gün, 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555, 05/02/2003 gün 2003/21-35-64, 15/03/2003 gün 2003/21-634-572, 03/11/2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10/11/2004 gün 2004/21-538 ve 01/12/2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten 01/01/1980 tarihli işe giriş bildirgesinin Kuruma neden altı yıl sonra verildiği, davacının anılan kamyon şoförlüğü için 1980 yılında (E) sınıfı sürücü ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece araştırılmadığı gibi, dava dışı işveren baba …’ın da nakliyeci olmasına rağmen davacı oğlunu çalıştığı süre içinde SGK’na bildirmemesi hayatın normal akışına aykırıdır.
Yapılacak iş; davacının babası olan işveren …’a ait nakliyecilik işyerinden Kuruma verilen işe giriş bildirgesinin neden yıllar sonra verildiği araştırılarak, davacının kamyon şoförlüğü yapmak için bildirge tarihinde (E) sınıfı sürücü belgesinin olup olmadığını belirlemek ve işverenin davacının babası olduğu, babanın da oğlunu SGK ‘na bildirmemesinin hayatın normal akışına uygun olmadığı gerçeği karşısında gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2,6,9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtlandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.