Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2201 E. 2010/1314 K. 11.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2201
KARAR NO : 2010/1314
KARAR TARİHİ : 11.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 10.10.1995-05.03.2004 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait bilardo salonu işyerinde 10.10.1995-05.03.2004 tarihleri arasında geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini ve bu döneme ilişkin işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, hizmet tespitine ilişkin istemin reddine, Kuruma bildirilen süreler üzerinden işçilik alacakların tahsiline karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiği göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delillerin toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı işyerinde 01.01.2004-10.04.2004 tarihleri arasındaki çalışmaları kısmi olarak bildirilmiştir. Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün 25.07.2006 tarihli yazısına ekli belgelerde davacının 24-28 Ocak 2003 ve 26-30 Ocak 2004 tarihlerinde davalı işverenlere ait bilardo salonunda yapılacak bilardo müsabakalarında görevlendirildiği belirtilmiştir.Dinlenen bordro tanıkları … ve… halen davalılara ait işyerinde çalışmaya devam ettiklerinden davacının sadece 2004 yılının ilk 3 ayında çalıştığı yönündeki anlatımları tarafsız olamayacağı gibi, Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün 25.07.2006 tarihli yazısında 24-28 Ocak 2003 döneminde bu işyerinde görevli olduğu gerçeği ile de çelişmektedir. Davacı, diğer tanık İsmail Koyun’un ise emekli olmasına rağmen halen bu işyerinde çalışmaya devam ettiğini ileri sürmektedir. Diğer bordro tanığı … ise davacı vekilince dosyaya ibraz edilen ve arkalarında 1997-1998 Alara Bilardo Salonu 3 yazılı davacıya ait fotoğrafların davalıya ait bilardo salonunda çekildiğini doğrulamaktadır. Yapılacak iş; yukarıdaki veriler de dikkate alınarak, davacının tesbitini istediği tarihlerde çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla, …’da, Sosyal Sigortalar Kurumu’nda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtları olan komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerindeki ve davalılara ait işyerlerinde gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.