Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2245 E. 2010/1269 K. 11.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2245
KARAR NO : 2010/1269
KARAR TARİHİ : 11.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 10/12/1999-Şubat 2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalıya ait işyerinde 10.12.1999-2006 Şubat tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile bu çalışmalarına ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece,davacının davalı işyerinde talep edilen sürelerde aralıksız çalıştığına dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesinin ve bildiriminin bulunmadığı,talep ettiği tarihlerde herhangibir yerde çalışmasının olmadığı,mahkemece dinlenen davacı ve davalı tanıkları ile zabıta araştırması ile tesbit edilen tanıkların tam olarak tarih veremeseler de davacının davalı işyerinde çalıştığı yönünde beyanda bulundukları, 1999/2-2000/3 dönem bordrolarında sadece davalı işverenin eşi olan …’nın sigortalı olarak gösterildiği,18.04.2006 tarihli yoklama memurluğu raporuna göre davacının davalı işyerinde çalışmalarına rastlanmadığı için dava açması gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda,mahkemece zabıta araştırması ile komşu işverenler ve komşu işyeri çalışanları tesbit edilerek beyanlarına başvurulmuş ise de dinlenen tanıkların işyerlerine ait kayıtlar ve komşu işverenin işyerinde çalışan tanıkların çalıştıklarını iddia ettikleri işyerlerine ait dönem bordroları getirtilmek suretiyle beyanları denetlenmediği gibi dinlenen tanık beyanlarında çalışma olgusundan söz edildiği halde yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak,komşu işverenlerin ve komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak,daha önce dinlenen tanıklardan komşu işverenlere ve komşu işverenlerin çalışanlarına ait kayıtları ve dönem bordrolarını getirtmek, çalışma sürelerini gözeterek beyanlarını denetlemek,gerekirse yeniden ayrıntılı beyanlarına başvurmak,işyerinde keşif yapılmak suretiyle sadece davalı işverenin eşinin sigortalı gösterildiği göz önünde bulundurularak işyerinin faaliyette bulunduğu dönemde işçiye ihtiyaç olup olmadığını tesbit etmek, işyeri kahvehane olduğu için davacının çalışmasının ilgili emniyet birimine bildirilip bildirilmediğini araştırmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.