Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2325 E. 2009/8209 K. 08.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2325
KARAR NO : 2009/8209
KARAR TARİHİ : 08.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 10.4.1979 tarihinde bir gün çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Önay Aydın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının dava dış tasfiye Halindeki Türk Ticaret Bankası A.Ş. Çorum Şubesi işyerinde davalı T.Ticaret Bankası Emeklilik Sandığı Vakfına tabi sigortalı olarak 10.4.1979-15.5.1979 tarihleri arasında veya 10.4.1979 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının davalı işveren yanında 10.4.1979 tarihinde bir gün süre ile sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının dava dışı Tasfiye Halinde T.Ticaret Bankası A.Ş.’nini Çorum Şubesinde 10.4.1979-15.5.1979 tarihleri arasındaki dönemde 14 gün çalıştığı, işe aybaşında başlamaması ve bir ayı doldurmadan 14 gün sonra ayrılması nedeniyle ücretinden sandığa emeklilik primi kesilmediği, davacının 10.9.1994-31.1.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak çalıştığı, emekli olmak için 2829 sayılı Yasa gereğince hizmet birleştirilmesi yapılması amacıyla SGK’na dilekçe vererek davalı Sandığa tabi hizmetlerinin ilgili sandıktan istenmesini talep ettiği, prim kesilmediğinin bildirilmesi üzerine de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın Geçici 20. maddesinde “Bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları,borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin malûllük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak üzere, bu kanunun yayımı tarihine kadar tesis veya dernek olarak kurulmuş bulunan sandıkların, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde:
a) ilgili bulundukları banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinin bütün personelini kapsayacak,
b) Bu personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlayacak,
c) Sandıkların statülerine tabi personelin bu madde şümulüne giren banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinden birinden diğerine geçmesi halinde bu gibi personelin kendi sandıklarındaki müktesep haklarının da diğer ilgili sandığa veya aralarında kuracakları müşterek bir sandığa intikalini temin edecek,
Birer tesis haline getirildiği ve bunu tevsik eden statülerini, bu kanunun yayımı tarihinden en geç altı ay içinde Çalışma Bakanlığına verdikleri takdirde, bu teşekküllerin ve sandıkların personelinin işbu kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmayacakları,
Şu kadar ki, bu sandıkların statüleri ve statü değişiklikleri Çalışma Bakanlığınca onaylanmak suretiyle tekemmül edeceği, Mali durumları da Çalışma, Maliye ve Ticaret Bakanlıklarınca müşterek kontrol ve murakabe edileceği, Mali durumlarının kontrol ve murakabesi sonunda alınmasına bu Bakanlıklarca müştereken lüzum gösterilecek tedbirleri, sandıklar ve ilgili bulundukları teşekküller yerine getirmekle yükümlü olacağı,
Sözü edilen sandıkların mevzuatına tabi olarak geçen hizmetler ile emekli sandıkları kanunlarına veya malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak geçen hizmetlerin yazılı istek halinde, 5/1/1961 tarihli 228 sayılı Kanunun aylık bağlanmasına ilişkin esasları dairesinde birleştirilerek tahsis yapılacağı bildirilmiştir.
Davalı Sandık 506 sayılı Yasa’nın Geçici 20. maddesinde göre teşekkül etmiş olup sandığın personeli 506 sayılı Yasa’nın uygulanmasının da sigortalı sayılmamış, sandık personeli emeklilik primlerini sandığa aidat olarak ödemiş ve bu sandıklardan emekli olmuşlardır.
Davalı T.Ticaret Bankası Emeklilik Sandığı Vakfı 3.7.2003 tarih 25157 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2003/5745 sayılı, 9.6.2003 Bakanlar Kurulu Kararına istinaden, aktif ve pasifiyle SGK Başkanlığına devredilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasa’nın Ek 36/3. maddesinde devredilen sandıklardan yararlanan personelin hizmet yılları ve primleri ödenmek veya ödenmiş olmak suretiyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre emsallerine uygun olarak intibaklarının yapılacağı bildirilmiştir.
Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki 2829 sayılı Yasa’nın 2. maddesinde bu Kanun’un 506 sayılı Yasa’nın Geçici 20. maddesine göre kurulan emekli sandıklarına tabi kişilerin kendilerine ve hak sahiplerine sağlanacak hakları kapsayacağı, 3. maddesinde bu kanunda geçen “hizmet süresi” sözcüklerinin kurumlara emeklilik keseneği veya malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenmiş süreleri, “sigorta” sözcüğünün kurumlara emeklilik keseneği veya malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödeyenleri ifade edeceği bildirilmiştir.
Tüm bu tespitleri karşısında davalı T.Ticaret Bankası Emeklilik Sandığına emeklilik primi (aidatı) ödemeyen davacının 10.4.1979 tarihinde 1 gün süre ile bu sandığın iştirakçisi olduğunun, 506 sayılı Yasa’nın Ek 36/3. maddesi uyarınca emsallerine uygun olarak intibakının yapılmasının mümkün olduğunun ve 2829 sayılı Yasa’nın 4. maddesi gereğince bu bir günlük sürenin hizmet birleştirilmesinde nazara alınması gerektiğinin kabulü olanaklı değildir. Ayrıca davacı dava dışı “Tasfiye Halindeki Türk Ticaret Bankası A.Ş. Çorum Şubesi işyerinde çalıştığı, işvereninin bu anonim şirket olduğu, davanın davacının davalı sandığın iştirakçisi olduğunun tespiti istemi olduğu halde mahkemece davalı sandığın davacının işvereni olduğunun kabulüyle hüküm kurulmuş olmasında kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
Mahkemece davanın reddi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.