Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/3174 E. 2010/3155 K. 22.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3174
KARAR NO : 2010/3155
KARAR TARİHİ : 22.03.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibinin manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı eşin manevi tazminat istemini kısmen kabulüne karar verilmiştir
Davacının eşi olan murisi…’in çalıştığı davalı şirket tarafından temin edilen servis aracının tek taraflı geçindiği trafik kazası sonucu öldüğü iş kazası konusunda , … 1. İş Mahkemensin 21.11.2006 tarihli 2006/309Lsas 2006/538 Karar sayılı dosyasında ölenin anne, baba ve kardeşlerin açtığı manevi tazminat davasında verilen kısmen kabul kararı Dairemizin 17.4.2007 tarihli kararı ile onandığı, bu dosyada alınan kusur raporunda sigortalı ve davalı şirketin kusuru bulunmadığı, davalı işveren şirketin olaydan sorumlu olduğu 3. şoför…’ın %50 oranında kusurlu olduğu olayda aracın tekerinin patlamasının kazanın meydana gelmesinde %50 oranında etkisinin bulunduğunun belirtildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve
güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına 13.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.000,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1- Davanın kısmen kabulü ile davacının 13.000,00 TL manevi tazminatının 10.3.2003 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine , fazla istemin reddine
2-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.560,00 TL, avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, red olunan manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife uyarınca hesaplanan 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
3-Davacı tarafından yapılan toplam 27,90-TL yargılama giderinden ret ve kabul oranına göre takdiren 24,00-TL sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerine bırakılmasına
4-Alınması gereken 702,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 202,50-TL nispi harcın mahsubuyla bakiye 499,50-TL nisbi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 202,50-TL nisbi harç ile 14,00- TL başvuru harcı olmak üzere toplam 216,50-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
22.3.2010 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.