YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3920
KARAR NO : 2009/8252
KARAR TARİHİ : 09.06.2009
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacılar murisin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 55.000.00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.06.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat….. ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 27.04.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine birleşen Ankara 11.İş Mahkemesinin 2007/924E sayılı dosyası ile istenen manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir.
Savunma hakkı Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK.nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (HUMK mad. 73).Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve HUMK’da da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafların duruşmaya çağırmak zorundadır.
Somut olayda hak sahiplerinin manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak açtıkları davada Ankara 11.İş Mahkemesinin 2007/924E, 2007/676K sayılı ilamla birleştirme kararı verildiği ve anılan kararda dava dilekçesinin tebliğinin, birleştirilen mahkemenin değerlendirilmesine bırakıldığı, diğer bir deyişle dava dilekçesinin davalı tarafa tebliği yapılmaksızın birleştirme kararının verildiği açık ve seçiktir. Birleştirme kararından sonra birleştirilen Ankara 10. İş Mahkemesinin 2007/76 E sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında da manevi tazminata ilişkin ek dava dilekçesinin davalıya tebliği edilmediği gibi yargılama sırasında da davalı tarafın hazır bulunduğu bir duruşmada okunmak suretiyle davalının birleşen davadan haberdar edilmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca manevi tazminata ilişkin birleştirilen Ankara 11. İş Mahkemesinin 2007/924 E, dosyası içerisindeki dava dilekçesi davalıya usulünce tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, usulünce taraf oluşturulmadan davalı tarafın haberinin bulunmadığı bir dava ile ilgili olarak yargılama yapılarak savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalının sair temyiz itirazları ile davacı tarafın temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz başvuru harcı ile temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.