Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/4009 E. 2010/4931 K. 29.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4009
KARAR NO : 2010/4931
KARAR TARİHİ : 29.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı iş verenin tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının iş kazası sonucu %. 27 oranında iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı davalıya ait işyerinde işçi olarak çalışırken uğradığı iş kazası sonucu % 27 oranında maluliyete uğradığını ve olayda işverenin yeterli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle kusurlu bulunduğunu ileri sürerek 3.000.00-TL maddi ve 160.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece davacının maddi zararı SGK tarafından bağlanan gelirle karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 15.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Alınan kusur raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde davacı %40,davalı iş veren ise %60 oranında kusurludur.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. … Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 18..000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.000.00-TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinmesine, yerine;
“1-Davacının maddi zararı SSK’ca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat talebinin reddine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 18.000.00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.6.2001 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.100.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 2.100.00TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
4-Alınması gereken 972.00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.200.50-TL harçtan indirimi ile kalan 1.228.50 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, davacı tarafından yatırılan 972.00 TL nispî harç, 14.00TL başvuru harcı olmak üzere toplam 986.00 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 517.00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 60.00-TL sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinden bırakılmasına;” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 29.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.