YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/436
KARAR NO : 2010/751
KARAR TARİHİ : 28.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Ekim 1996-Haziran 2005 tarihleri arasında davalılara ait konutta geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilince temyiz edilmesi ve davalılardan … ve … vekillerincede duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Ekim 1996-Haziran 2005 tarihleri arasında davalılara ait konutta kendilerine ve çocuklarına ev işlerinde hizmet etmek suretiyle geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacı adına davalı işyerinden işe giriş bildirgesi verilmediği, ev işyeri olarak dava döneminde tescilinin bulunmadığı,davacının Kurum sigortalısı olmadığı,davacı ve davalı tanık beyanlarından davacının davalılara ait konutta ev işlerine yardımcı olmak ve çocuklara bakmak suretiyle çalıştığı anlaşılmakta ise de davacının tesbitine karar verilmesini istediği süre göz önünde bulundurulduğunda dinlenen tanıkların beyanlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığı, tanıkların bir kısmının yukarıda belirlenmiş şekilde davalıların oturdukları ev işyerine komşu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş ve davacı ile aynı dönem çalışmış kişilerden yada davalıların apartman komşularından olmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, araştırmayı genişletmek, davalı çocuklarının okul öncesi dönemde 3 ile 7 yaşları arasında evde olacakları,7 yaşında okula başlayacakları bu nedenle davacının, çocukların 3 ile 7 yaşları arasındaki dönemde tam gün, bu dönemden sonra part-tıme çalışabileceği gözönünde bulundurulmak suretiyle, davalının dava konusu dönemde çalışıp çalışmadığını, çalışıyorsa tam gün mü part-tıme mı çalıştığını belirlemek, davacı ile aynı dönemlerde davalıların oturduğu her iki eve komşu işverenleri ve işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş ve davacı ile aynı dönemde çalışmış bordro tanıklarını ve davalıların oturduğu her iki adresteki apartman komşularını tesbit edip beyanlarına başvurmak, davacının çocuklar okulu gittiğinde evde çalışmaya devam edip etmediğini, yaz tatillerinde de çalışıp çalışmadığını tanıklardan sormak, davacının davalılara ait ev işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tesbit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … ve …’e iadesine, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.