YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/447
KARAR NO : 2010/417
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi
Davacı,7200 günlük süreye ilişkin prim borcunu ödediği ve 1.9.2006 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının yurtdışında ev hanımı olarak geçen 01.09.1982-01.09.2002 tarihleri arasındaki 7200 günlük süreye ilişkin prim borcunu ödediği 16.08.2006 tarihini takip eden aybaşı olan 01.09.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti ve borçlanma tahakkuku zamanında yapılmayarak borçlanma talep tarihinden itibaren aylık alma imkanı verilmeyen süre yönünden dava haklarının saklı tutulması istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile,davacıya 01.09.2006 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tesbitine,borçlanma tahakkuku zamanında yapılmayarak borçlanma talep tarihinden itibaren aylık alma imkanı verilmeyen süre yönünden dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Davacının ilk tahsis talep tarihi olan 20.09.2006 tarihi itibari ile 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 01.09.1982-01.09.2002 tarihleri arasındaki 7200 gün çalışmasını borçlanmak için Kuruma başvurduğu, bu çalışmasından 7200 gününe isabet eden borçlanma karşılığı olan 25.200 Dolarını Kuruma ödediği ve 7200 gün prim ödemesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 16.08.2006 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa’nın 35/b maddesi uyarınca mı, yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasa’nın 39. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10. madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır. 1479 sayılı Yasa’nın geçici 10. maddesinin 1.fıkrası, bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep haklarının saklı olduğunu,2. fıkrası ise 23.05.2002 tarihini takip eden aybaşı itibariyle kadın ise 20 tam yıl,erkek ise 25 tam yıl prim ödemiş olanlar ile prim ödeme sürelerini doldurmayanlar için kademeli geçiş sisteminin uygulanacağını kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 16.08.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35/b maddesi ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda davacı, 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 01.09.1982-01.09.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarından 7200 gününe isabet eden 25.200 Doları Kuruma 16.08.2006 tarihinde ödemiştir. 4447 sayılı Yasa’nın 39. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10. maddesinin yürürlüğe girdiği 25.08.1999 tarihinde Türkiye’de sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanma da bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 16.08.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35/b maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.07.2009 gün ve E:2009/21-309, K:2009/322 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.