Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/4582 E. 2009/9452 K. 23.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4582
KARAR NO : 2009/9452
KARAR TARİHİ : 23.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 10.000.00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan Enerji-Sa Üretim A.Ş. vekillerince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.06.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … geldi. Davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre temyiz eden davalı Eneji-Sa AŞ’nin tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 20.03.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 33,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece olayın % 100 oranında kaçınılmazlık sonucu meydana geldiği ve bundan davalıların % 20 oranında sorumlu olduklarının ve davacının maluliyet başına 1.500,00TL manevi zarar gördüğünün kabulü ile davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ile davalılardan Eneji-Sa AŞ tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu %33,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının ve davalıların kusurlarının bulunmadığı dava konusu iş kazasının % 100 oranında kötü tesadüf veya kaçınılmazlık sonucu meydana geldiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık % 100 oranında kötü tesadüf veya kaçınılmazlık sonucu meydana gelen iş kazasında işverenin sorumluğunun belirlenmesinde ortaya çıkmaktadır.
Mahkemece %100 oranında kötü tesadüf veya kaçınılmazlık nedeniyle işverenin sorumluluğunun % 20 olarak kabulü isabetli değildir.
Gerçekten kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan, başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder.
Bir olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması halinde hakim, işverenin sorumluluğunu, Borçlar Kanunu’nun 43. maddesini göz önünde tutarak hakkaniyet ölçüsünde saptamalıdır. Her iki taraf yönünden %50’şer sorumluluğun paylaştırılması ilk bakışta uygun görünebilirse de, işçi-işveren arasındaki bu tür davalarda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının göz önünde bulundurulması halinde; işverene biraz daha fazla sorumluluk verilmesi; sosyal hukuk devleti ilkesi gereği düşünülebilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Ne var ki davacının maddi tazminat istemli davasında %100 oranında kötü tesadüf veya kaçınılmazlık nedeniyle işverenin sorumluluğu % 50 olarak kabul edilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Bu duruma göre de maddi tazminat davasında kesinleşen olgunun dikkate alınması gerektiği ortadadır.
Oysa dava konusu olayda, %100 kaçınılmazlık bulunmasına, ve aynı taraflar arasında görülen maddi tazminat davasında iş veren sorumluluğunun %50 olarak kabul edilmiş bulunmasına karşın, hakim işvereni % 20 oranında sorumlu kabul ederek manevi tazminatı takdir etmiştir. Bu tür bir sorumluluk paylaşımı ise Borçlar Kanunu’nun 43. maddesine aykırı olduğu gibi kesinleşen maddi tazminat davasındaki sorumluluk dağılımına da uygun değildir.
Öte yandan iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik nedeniyle manevi tazminat belirlenirken sigortalıda oluşan sürekli işgöremezlik oranının yüzdelere ayrılmak suretiyle % 1 oranı için maktu birim fiyatı tespit edilerek anılan birim fiyatı esas alınarak toplam sürekli işgöremezlik oranı üzerinden manevi tazminatın belirlenmesi de hatalı olmuştur.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken: %100 oranında kötü tesadüf veya kaçınılmazlık nedeniyle işverenin sorumluluğunun belirlenmesinde hataya düşülerek ve her %1 birim iş göremezlik için maktu zarar hesabıyla 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1- Davanın kısmen kabulü ile, takdiren 30.000,00—TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20.03.2002 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan dayanışmalı olarak alınarak davacıya verilmesine, fazla manevi tazminat talebinin reddine,
2-Alınması gereken 1.620,00-TL ilam harcının peşin alınan 2.700,00-TL harçtan indirimi ile fazla alındığı anlaşılan 1.080,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya geri verilmesine,
3-Davacı tarafından ödenen toplam 1.634,00-TL harç giderinin davalılardan dayanışmalı olarak tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 30,50-TL yargılama giderinden takdiren 5,00-TL’nin davalılardan dayanışmalı olarak alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden 3.400,00-TL avukatlık ücretinin davalılardan dayanışmalı olarak alınarak davacıya verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalı Eneji-Sa AŞ yararına reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden tarifenin 10/2 maddesi dikkate alınarak 3.400,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Eneji-Sa AŞ’ne verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA davacı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz edenlerce 67.20 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla , aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ilgiliye yükletilmesine,
23.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.