Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/4793 E. 2010/4970 K. 29.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4793
KARAR NO : 2010/4970
KARAR TARİHİ : 29.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava, davacıların yakınlarının iş kazası sonucu öldüğü iddiasına dayalı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, SSK Başkanlığı Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 30.01.2006 tarihli raporunda; … Kandağ’ın Meral …’a ait işyerinde 19.08.2003 tarihinde geçirdiği iddia olunan iş kazası nedeniyle yapılan inceleme, araştırma ve soruşturma sonucunda; … Kandağ’ın kaza tarihi olan 19.08.2003 tarihinde Meral …’a ait işyerinde sigortalılık niteliği konusunda 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinin 7. fıkrası uyarınca bir tespit yapılamadığından söz konusu olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğinin bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, SSK Başkanlığı Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 30.01.2006 tarihli raporunda; … Kandağ’ın Meral …’a ait işyerinde 19.08.2003 tarihinde geçirdiği iddia olunan iş kazası nedeniyle yapılan inceleme, araştırma ve soruşturma sonucunda; … Kandağ’ın kaza tarihi olan 19.08.2003 tarihinde Meral …’a ait işyerinde sigortalılık niteliği konusunda 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinin 7. fıkrası uyarınca bir tespit yapılamadığından söz konusu olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tesbiti ön sorundur. İş kazasının tesbiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında Kurum taraf değildir. Davacılar temyiz dilekçelerine Bakırköy 4. İş Mahkemesi’nin 2007/310 Esas sayılı dosyasında 05.03.2007 tarihinde iş kazasının tesbiti davası açtıklarına ve davanın derdest olduğuna ilişkin yazı işleri müdürünün 11.09.2008 tarihli yazısını eklemişlerdir.
Yapılacak iş, davacıların Bakırköy 4. İş Mahkemesi’nin 2007/310 Esas sayılı dosyasında açtıkları “iş kazası tesbiti” davasını bu dava için bekletici mesele yaparak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 29.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.