YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/525
KARAR NO : 2010/550
KARAR TARİHİ : 25.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1.1.1996-30.6.2006 tarihleri arası tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespiti ile 5458 sayılı yasadan yararlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının, 1.1.1996- 30.6.2006 tarihleri arasında tarım Bağ kur sigortalısı olduğunun ve 5458 sayılı Yasa’dan yararlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesine koşut geçmiş tarım … hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. maddesinde belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım … sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır.Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek …’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. …’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan … Kooperatifleri ile Birliği , T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1.1.1986 tarihinde resen tarım Bağ Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 28.9.2000 tarihli matbu terk dilekçesindeki Karaali Belediye Başkanlığı’nın “1.1.1986 tarihinden beri çiftçiliği bırakmıştır” yönündeki yazısı uyarınca sigortalılığın başlangıç tarihinden itibaren iptal edildiği ve başvurusu üzerinede davacının 1.7.2006 tarihinden itibaren sigortalılığının yeniden başlatıldığı, pirim ödemesinin bulunmadığı, 13.8.2001 tarihinde Ziraat Odasına kayıtlı olduğu arazi Emlak Beyannamesine göre 1990 yılından beri adına kayıtlı tarım arazilerinin bulunduğu ve kadastro çalışmalarının halen devam ettiği, Karaali Belediye Başkanlığının dava dilekçesine ekli yazısında davacının 1975 yılından beri traktörü bulunduğu,150 dekar üzerinde ekim yaptığının bildirildiği, Kurumun 12.10.1990 tarihli yazısında davacıya pirim borcunu ödemesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine davacının 23.11.1990 tarihli cevabında çiftçi müstahsili olmayıp pirim ödeme gücünün bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır
H.U.M.K 75/2 maddesinde iki tarafın hak ve vazifeleri başlığı altında mahkemenin belirsiz ve çelişkili gördüğü iddia ve sebepler hakkında açıklama isteyebileceği, bildirilmiştir.
Somut olayda davacının dava dilekçesi içeriğinden 1.1.1986-30.6.2006 tarihleri arasında tarım Bağ Kur sigortalısı olduğunun, pirim borçlarının 5458 sayılı Yasa’ya göre hesaplanması gerektiğinin tespitini açıkça talep ettikten sonra dilekçenin sonuç kısmında sigortalılık süresi açısından 1.1.1996-30.6.2006 tarihleri arası için istemde bulunması durumunda dava dilekçesi kapsamıyla neticei talep arasında oluşan bu çelişkinin giderilmek üzere mahkemenin davacıya talep sonucunu açıklattırılması gerekir.
Yapılacak iş; davacıya neticei talep kısmı açıklattırıldıktan sonra , davacıya gönderilen 12.10.1990 tarihli Kurum yazısında davacının sigortalı olarak kabul edildiğinin anlaşılmasına göre bu yazıya davacı tarafından verilen 23.11.1990 tarihli yazı üzerine Kurumca bir işlem yapılıp yapılmadığının sorulması, sigortalılığın sonlandırılmasına esas teşkil eden Karaali Belediyesi Başkanlığı’nın terk dilekçesindeki yazısı ile dava dilekçesine ekli “Sigortalılık Belgesi” başlıklı 16.5.2006 tarihli yazıları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Belediye’ye yazı yazılması, davacı adına kayıtlı traktör varsa trafik tescil belgesinin getirtilmesi, uyuşmazlık döneminde görev yapan muhtar ve azaların kimler olduğu saptanarak beyanlarına başvurulmak suretiyle davacının tescil tarihi olan l.l.l986 tarihinden itibaren tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı bulunmuyor ise tarımsal faaliyetinin hangi tarihe kadar devam ettiği tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlendikten sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermiştir.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.