YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5553
KARAR NO : 2010/8886
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, resen yapılan tahakkuk işlemine konu borcun iptali ile ihtirazi kayıtla ödenen tutarın istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacı işyerinde çalışan işçilerin ay içinde eksik çalıştırıldığı günler nedeniyle Kurumca re’sen prim tahakkuk ettirilmesi üzerine davacı işveren tarafından eksik bildirim nedenlerini içeren belgeler eklenen aylık bildirgelerin davalı Kuruma verildiği, buna rağmen Kurumun bu belgelerin her zaman düzenlenebilir belgelerden olması nedeniyle yapılan itirazı reddettiği, Kurumca re’sen yapılan tahakkukun yasa ve yönetmeliğe aykırı olduğu iddiasına dayalı bu tahakkuk işlemine konu borcun iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen tutarın istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı şirketin 2007 yılı 6. Ve 7. Aylara ait bordrolarda 30 tam günden az çalışanlar için eksik gün bildirim formu vermediğinden resen düzenlenen ek bildirge ve bordrolarıyla davacıya 1.611,80 TL prim ve gecikme zammı tahakkuku yapılarak borç çıkarıldığı, davacının ihtirazi kayıtla bu tutarı 27.12.2007 tarihinde ödediği; bu dönemde çalışan bir kısım işçilere ait adi yazılı kısmı süreli iş sözleşmeleri ibraz ettiği gibi, havalandırma ve klima santrali işi yapan davacı işverene ait davalı SGK’nda fabrika binası, idari büro ve şantiye olarak 3 ayrı işyeri sicil kaydı bulunduğundan anılan işçilerin aylık çalışmalarının bu 3 ayrı işyerinde her ay 30 güne tamamlanacak şekilde bildirimde bulunulduğunu ileri sürdüğü, temyiz dilekçesine ekli davacı işverenin 3 ayrı işyerinde her işçiye ait çalışma sürelerine ilişkin tablolar ibraz ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasa’nın 4447 sayılı Yasanın 11.maddesiyle değişik 79/2.maddesidir. 79.maddeye eklenen ikinci fıkraya göre, otuz günden az çalışan ve ücreti ödenmeyen sigortalıların, “hangi nedenle daha az çalıştıklarının” ve “hangi sebeple tam ay üzerinden ücret ödenmediğinin” kanıtlarının işverence belgeleriyle birlikte Kuruma bildirilmesi gerekmektedir.
İşverenin eksik çalışmayı yasanın öngördüğü sürede geçerli ve inandırıcı kanıtlarla belgeleyememesi halinde, bu durum “sigortalının eksik prim gün sayısı bildirilen ayın tamamında diğer bir anlatımla 30 gün süreyle çalıştığına” yasal karine oluşturur. Bu karinenin aksinin ise, “sonradan düzenlenmesi olası bulunmayan geçerli ve inandırıcı bilgiler içeren” belgelerle kanıtlanması zorunludur.
Öte yandan, 79.maddeye eklenen 3.fıkrada ise işveren, sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgeleri Kuruma vermemişse veya verilen belgeler Kurumca geçerli sayılmamışsa, otuz günden az bildirilen sürelere ait primler Kurumca resen tahakkuk ettirilerek, Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80.maddesine göre 6183 sayılı Yasa uyarınca tahsil olunacağı hüküm altına alınmaktadır.
Şu hale göre; İşverenin, eksik bildirim nedenlerini açıklayan bilgi ve belgeleri vermemesi halinde, uyuşmazlık çıktığı takdirde, ispat yükünün işverene ait olacağı doğaldır. Bu bağlamda işveren, sonradan düzenlenmesi olası bulunmayan geçerli ve inandırıcı bilgiler içeren kanıtlarla sigortalının ay içinde 30 günden eksik çalıştığını kanıtlamak zorundadır. Aksine, kısmi çalışmayı doğrulayan bilgi ve belgeler prim bildirgelerine eklenmemişse, değinilen yasal karine gereği sigortalının ayın tamamında çalıştığının varsayılmasının sonucu olarak kurumun eksik bildirilen süreler için ek prim tahakkuk ve tahsil etme hakkı doğacaktır.
Somut olayda, Kurum tarafından, sigortalıların 2007 yılı 6.ve 7.aylarda 30 günden eksik prim ödeme gün sayısı bildirilmesi nedeniyle, işverenden eksik bildirimler için, aylık sigorta prim bildirgeleri ile dönem bordroları talep edilmiş, bu bağlamda, işverence ibraz edilen ve sigortalıların eksik çalışmalarına ilişkin dönemlerle ilgili açıklamaları içeren adi yazılı nitelikteki kısmi süreli iş sözleşmelerine ilişkin belgelerin yukarıda belirtilen karinenin aksini gösterir nitelikte kanıt özelliği taşımadıkları, her zaman için düzenlenmelerinin olanaklı olduğu, kaldı ki eksik bildirimlerin gerekçesi olarak puantaj kayıtlarının gösterildiği açık olmakla birlikte; havalandırma ve klima santrali işi yapan davacı işverenin, SGK’nda fabrika binası, idari büro ve şantiye olarak 3 ayrı işyeri sicil kaydı bulunduğundan anılan işçilerin aylık çalışmalarının bu 3 ayrı işyerinde her ay 30 güne tamamlanacak şekilde bildirimde bulunulduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, eksik bildirilen sürelerin davacı işverenin SGK’nda tescil kaydı olan diğer işyerlerinden bildirilmediğine ilişkin bir ibare bulunmakta ise de, anılan bilirkişi raporunun her bir işçi için, davacı işverenin 3 ayrı işyerinden 2007 yılının 6. ve 7.aylarında ayrı ayrı bildirilen çalışma sürelerinin ne kadar olduğuna ilişkin açıklama bulunmamakta, işverenin ek bildirge ve bordro ibraz etmesinden sonra bazı işçilerin hizmet cetvellerinde ihtilaflı aylarda 30 günü aşan bildirimlerin bulunduğu görülmektedir. Bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli ve denetime elverişli değildir.
Yapılacak iş, işverenin ek bildirge ve bordro düzenlenmeden önceki bildirge ve bordroları SGK’ndan celbedilerek, her bir işçi için, davacı işverenin 3 ayrı işyerinden 2007 yılının 6. ve 7. aylarında ayrı ayrı bildirilen çalışma sürelerinin ne kadar olduğuna ve işverenin ek bildirge ve bordro ibraz etmesinden sonra bazı işçilerin hizmet cetvellerinde ihtilaflı aylarda 30 günü aşan bildirimlerin bulunmasının nedenine ilişkin ayrıntılı açıklama içeren bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik araştırma ve incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.