Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/5720 E. 2010/4187 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5720
KARAR NO : 2010/4187
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işverenin nezdinde 10.3.1995-10.4.2005 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarınının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere temyiz edenin sıfatına göre davalı Kurum’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 10.3.1995- 10.4.2005 tarihileri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkinidir.
Mahkemece, hizmet tespiti isteminin kabulü ile davacının 10.3.1995-10.4.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığının, 1995 yılında 156 gün, 1996 yılında 203 gün, 1997 yılında 105 gün, 1998 yılında 162 gün, 2003 yılında 73 gün olmak üzere toplam 699 gün eksik bildirilen sürenin tespitine ve işçilik alacakları isteminin kısmen kabulüyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar,Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda, kısmen kabul edilen işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilirken bu konuda aleyhine hüküm kurulanın hangi davalı olduğu belirtilmeksizin infazda tereddüt olacak şekilde karar verilmesi ve davalı Kurum harçtan muaf olduğu halde 12.20 TL başvuru harcının yargılama giderleri içine katılarak davalı Kurumun harçla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 7. bendinde yer alan”Davalıdan tahsili ile” sözcüklerinin silinerek yerine “ Davalı işverenden tahsili ile” sözcüklerinin yazılmasına hükmün 12.bendinin silinerek yerine “Davacı tarafından yapılan toplam 123.20 TL yargılama giderinden takdiren 81.96 TL’nin davalılardaan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,12.20 TL harç giderinin davalı işverenden alınarak davacıya verilmesine “rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 12.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.