Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/5739 E. 2010/5646 K. 13.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5739
KARAR NO : 2010/5646
KARAR TARİHİ : 13.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, … kazası sonucu mululiyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava … kazası sonucu sürekli … göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 16.5.2005 tarihli 1.kusur raporu ile ,29.12.2006 tarihli 2.kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bilirkişi incelemesi yaptırılması yolundaki ara kararının kesin süreye rağmen davacı tarafça yerine getirilmediği dosyadaki mevcut raporlara göre sonuca gidilmesininde mümkün olmadığı bu hali ile davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise varılan sonuç doğru değildir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve … güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu … Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı … Müfettişliğinin 24.7.2003 raporunda davacının 20.2.2003 tarihinde geçirdiği kazanın 506 sayılı Yasa’nın 11.maddesi uyarınca … kazası olduğu belirlenerek olayda … verenin %60,kazalı davacının ise %40 oranında kusurlu olduğu … Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/144 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda asıl işveren Akar Polisaj yetkilisi …’ın 2/8, taşeron firma Başak Polisaj temsilcisi …’ın 2/8 ustabaşı … 1/8 oranında, kazalı sigortalının ise 3/8 oranda kusurlu olduğu tesbit olunmuş, Mahkemece alınan 15.6.2005 tarihli bilirkişi raporunda;Davalı … temsilcisi …’ın %30,Akar Polisaj temsilcisi …’ın %30,sigortalı işcinin ise %40 oranında kusurlu olduğu alınan kusur raporunun … Müfettişliğince belirlenen kusur oranları ile uyumlu olduğu ve … Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve … … Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptandığı
anlaşılmaktadır.Davacı vekilince alınan kusur raporuna 12.10.2005 tarihli dilekçe ile %60 oranındaki kusurun iki davalı arasında paylaştırılmasının doğru olmadığı bu orandaki kusurdan her iki davalının müştereken ve mütelsilen sorumlu tutulmaları gerektiği belirtilerek itiraz etmiş ancak yeniden bilirkişi incelemesi talebinde bulunulmamıştır.Davacı vekilinin bu itiraz dilekçesinde davacıya izafe edilen %40 oranındaki kusur yönünden de bir itirazının olmadığı görülmüştür.Bu konuda yeniden kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin 13.10.2005 tarihli ara kararından, sonra davacı vekili alınan 15.6.2005 tarihli raporun yeterli olduğu davacının sakat ve yoksulluğu dolayısıyla yeniden kusura ilişkin raporla ilgili masrafları karşılayamayacağını belirterek dönülmesi talebinde bulunmuştur.Mahkemece 29.12.2005 tarihli celsede davacı vekilin bu talebi reddedilerek 2.kez kusur incelemesi için dosya bilirkişi heyetine gönderilmiş 9.6.2006 tarihli rapor ve 29.12.2006 tarihli ek raporla bilirkişiler olayda işverenin % 60 oranında kusurlu olduğu bu % 60 kusurunda % 28’zinin … % 28’zinin …’a, %28,usta başı …’ya ait olduğu sigortalı davacının ise %40 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.Alınan bu raporda aslında 15.6.2005 tarihli bilirkişi raporunu teyit eder nitelikte işveren ve çalışanlarına toplamda %60 oranında ,davacıya ise %40 oranında kusur izafe edildiği dolayısıyla raporlar arasında bir mübayenet bulunmadığı halde mahkemece 3.kez kusur raporu alınmasına ilişkin ara kararı alınarak davacıya HUMK 163.maddesi uyarınca kesin süre verilerek daha sonrada kesin süre içersinde bilirkişi masraflarının ödenmemesi nedeniyle kesin süreye riyayetsizlik ve davanın kanıtlanamaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle alınan 15.6.2005 tarihli 1.kusur raporu 4857 sayılı Yasa’nın 77.maddesi uyarınca hükme esas alınacak nitelikte olup 9.6.2006 tarihli 2.kusur raporuda bunu teyit eder nitelikte bulunduğundan raporlar arasında mübayenetten bahsolunamayacağı açıktır.Usul ekonomisi gereği tarafların hak aramasının zorlaştırılarak sürekli ödeme güçlüğü içinde olduğunu ileri süren davacıya yeniden bilirkişi incelemesi için masraf yatırması konusunda ara kararları alınması doğru değildir.
Kabul şekli bakımından da; HUMK’nun 415.maddesinde “Resen icrası emrolunan muamelenin istilzam ettiği masrafı iki taraftan birinin veya her ikisini tediye etmesine karar verilir ve bunun için taktir olunacak meblağ mahkeme kalemine tevdi olunur. Tayin olunan müddet içinde bu muameleye ait masraf tediye olunmaz ise ileride icap edenlerden istifa olunmak şartıyla Devlet Hazinesinden tediye olunmasına karar verilebileceği” bildirilmiştir. Mahkemece 3.kusur raporu alınmasına resen karar verilmiş olup masrafın davacı tarafından ödenememesi halinde ilerde haksız çıkan taraftan tahsil edilmesi şartı ile suçüstü ödeneğinden karşılanabileceğinin gözetilmemeside hatalıdır.
Yapılacak …; 15.6.2005 tarihli kusur raporu yeterli görülerek yargılamaya devam olunup işin esası hakkında çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.